29 May 2012

Bilen var mı?







Hepimizin bildiği gibi emeklilik yaşı ülkemizde 65 yaş olarak belirlenmiştir. Bu yaşa gelmiş olan insanların her ne kadar tecrübeleri olsa da, bedenen yorgun düştüğü varsayılır ve emekli edilirler.


Hatta 65 yaş üzerindekilerin akıl sağlığına bile şüpheyle bakılıyor. mesela bir tapu işleminde eğer kişinin yaşı 65 i aşmışsa doktordan akıl sağlığının yerinde olduğuna dair bir rapor isteniyor.

45-50 yaş aralığında birisi çalışmak için bir şirkete başvursa yaşlı olduğu gerçeği ile karşılaşıyor eğer üst düzeyde konusunda tecrübeli (!) değil ise. 

28 May 2012

Pazar günü gibi bir Pazar günü..


Nasıl olur da bazı dönemlerde, her şey randevulaşarak aynı anda insanın üzerine gelir, bir türlü çözemedim.. Bazen tüm planlamalarına rağmen hiç bir planın tutmaz ve bir bakarsın oradan, buradan her şey ama her şey bir araya gelir ve ne yaptığını , ne olup olmadığını bilemez, takip edemez hale gelirsin. İşte öylesine bir kaos içindeydim son bir kaç haftalarda. 

Dolayısı ile dinlenmek denilen bir fırsatım olmadı. Bir de bitmez tükenmez inadımla bir an önce bitireyim de nefes alayım kaygısı eklenince gereğinden fazla kendimi yordum.. Bir yandan da sağlık problemi falan.. Öte yandan da Star Seçmelerinde hata yapmamak kaygısı ...

27 May 2012

MiNi..iyi ki doğduuunnn..




Mutlu Nice Yıllar…      MiNi           Mutlu Nice Yıllar…
 Nice 9 lu yaşlara
MiNi          MiNi           Mutlu Nice Yıllar…




26 May 2012

Benim Gazetem En Güzeli


Uyuşuk Hayalperest müthiş güzel bir etkinlik başlattı...   Duyurmak istedim bu güzel projesini... 
projenin adı: Benim Gazetem En Güzeli
Haydi buradan bir bakın. detaylar için...



25 May 2012

Dualarımız Seninle...


O, sevenlerinin Blog Star Listemize taşıdığı, bir yeni çağ amazonu..  tüm haksızlıklara kendine özel üslubu ile savaşmaktan bıkmayan bir savaşçı.... Bugün bir başka zafer kazanmak üzere savaş meydanında...


Sevgili Pis Patria bugün göz kanseri nedeniyle ameliyat oluyor... Kendisine şifalar diliyoruz... Bir an önce sağlığına kavuşarak aramıza dönmesini sabırsızlıkla bekliyoruz...

Kendisine geçmiş olsun demek isteyenler buradan ilgili sayfasına ulaşabilir..

24 May 2012

Regaib Kandiliniz Mübarek Olsun..







Regaib, geleceğe yönelik arzu ve isteklerimizi, emel ve tutkularımızı gözden geçirme imkanı veren mübarek bir gecedir. 


Modern zamanlarda insanoğlunun en büyük sorunlarından birisinin hiçbir arzusuna gem vuramaması, isteklerini dizginleyememesi, tutkularını terbiye edememesi, güç, servet ve şehvet tutkusunu frenleyememesidir. 


İşte Regaib Kandili, bitmek tükenmek bilmeyen arzu ve isteklerimizin, bizi esir alan aşırı tutkularımızın ve bütün bu arzular doğrultusunda ortaya koyduğumuz çaba ve gayretlerimizin muhasebesini yapmamız için bize lütfedilen mübarek bir gecedir.’’


Mehmet Görmez, 
DİYANET İşleri Başkanı


alıntı:http://www.haberturk.com/yasam/haber/744729-bugun-regaip-kandili




23 May 2012

O, Şarkıyı Söylerdi...

(27 Ağustos 1938 - 23 Mayıs 1996)


1961 yılında başladığı profesyonel müzik hayatında unutulmaz sesi ile can verdiği şarkılarıyla gönüllerde yer etti...

Yakalandığı siroz hastalığı nedeniyle, Urla/İzmir de  23 mayıs 1996 tarihinde yaşama veda etti.

Bu büyük sesi hatırlamak ve hatırlatmak istedim...

Nurlar içerisinde yat Tanju Okan...




21 May 2012

Aydınlar Göreve...





Damla  Blogu yazarı Sabahattin Hoca
Aydınlarımızı göreve çağırıyor...
okumadan geçmeyin..  çağrısının nedenlerini ve verdiği linkleri dolaşmanızı önemle tavsiye ederim..  Okumak isteyenler buradan.



Bir Yaşayan Efsane daha Veda etti...

22 Aralık 1949 - 20 Mayıs 2012


Efsane gurup Bee Gees'in, efsane solisti Robin Gibb 

karaciğer ve kolon kanserine yenik düşerek dün aramızdan ayrıldı..

Nurlar içerisinde yatsın

Avni Dilligil diye bir Efsane...

(1 Ocak 1908 - 21 Mayıs 1971)


Tiyatro sanatçısı... Sinema oyuncusu... 

1924 yılında babasının tayini nedeniyle Samsun'a giderler. Burada Türk Ocağı'nda ilk tiyatro çalışmalarına başlar. İlk olarak Abdülhak Hamit'in 'Eşber' adlı oyununda 'Eşber' rolünü oynar. Bunun ardından Muhsin Ertuğrul sahnesinde seyrettiği 'Cehennem' piyesini kendisi sahneler ve oynar.. 

20 May 2012

MiM- Blog Röportajı




MiMler kraliçesi sevgili Biricit beni mimlemiş … bu kez  Röportaj MiM'i  yapıyor muşuz … 
Bugün değil de önümüzdeki hata yazayım demiştim ama hazır vakit bulmuşken bunu da yazayım hataya çamaşır.. pardon MiM kalmasın dedim ve yazdım...

Bu arada sevgili Deeptone da MiMlemiş beni.. o da Ropörtaj istiyormuş... Biliyorsunuz devir  ekonomi devri.. Zaman da ekonomi ister..  ben de iki röportajı birleştirdim...

İkisine de teşekkür ederim...


1-Blog deyince aklına ne geliyor?
Tiryakilik geliyor..  Yazmak geliyor… Okumak geliyor… Düşünmek geliyor… Bilgilenmek geliyor… Bulmaca parçaları geliyor… Gerçek dünyanın sanal dünyaya taşınmasını izlemek geliyor…Hayalleri izlemek geliyor… Mim ve Biricit geliyor…

MiM- Evlilik...?!

Sevgili Süpercellma MiMlemiş beni...  'Bundan böyle Benim Ben olamam asla engel olamayacaksınız' diyerek dünyaya meydan okurcasına içinden geldiği gibi yazar Süpercellma..  Şendir... O'nu okurken, bir yandan gülümsersiniz...bir yandan içinizi ince uçlu bir matkap deler kanatır.. Saçmalar gibi yapar ama gider tam 12den vurur yüreğinizi... Kara mizah derler ya... ondan beter düşündürür Süpercellma, yaşamın gerçekleriyle yüzleştirirken... İyi ki de gelmiş blog dünyasına diyorum...





Bu sefer Mim Konumuz  Evlilik imiş..


1) Evlilik gerekli midir?


Ben buna 'Evlilik ' yerine  'Nikâh' demek istiyorum.

MiM-Silmeden




Beyaz Sayfa, bugüne kadar gelen mimlerden farklı bir MiM kurgulamış ve beni MiMlerken sevgili Deeptone'u da MiMlemiş. O da çok sevmiş bu MiMi hemen yazmış ve birilerini MiMlerken beni de MiMlemiş.  Hem Beyaz Sayfa'ya hem de Deeptone'a teşekkür ediyorum.


MiM'in konusu SİLMEDEN YAZ...aklına ne geliyorsa silmeden yaz... demiş..Deneyelim bakalım..


Şu ana kadar olduğu gibi düşünerek ve tuşlara dikkat ederek yazarım.  Bu beni yavaşlatır ama silmeden düzgün yazarım, hata oranım azalır..  Baştan çok yavaş yazarım, sonra sonra alışırım ve hızlanırım... ama parmaklarım ile beynimin koordinasyonundaki hız limitini aşınca yine yanlışlar yapmaya başlarım, taa ki bu yeni hız limitine adaptasyon sağlayana kadar...ama bir gün adapte olamayacağım bir hız limitine geçmeye kalkarsam, her daim..yanlışlarım doğrularımdan fazla olacaktır...

MiM- Kitaplar




Sevgili Biricit bu kez de beni çok sevdiğim bir konuda MiMlemiş….Mim konumuz kitaplar…



1.Ne sıklıkla kitap okursunuz?
Elimde kitap tutarak okumam mümkün olan her an, her yerde.… Otobüste, vapurda, wcde, yatakta, koltukta, sandalyede, masada, tv seyrederken, sabah kahvemi içerken…  ama her ortamın kitabı farklı…

19 May 2012

Haydi şenliklere..


19 Mayıs 
Atatürk'ü anma ve 
Gençlik ve Spor Bayramı
Kutlu Olsun



Gençler, Cesaretimizi güçlendiren ve sürdüren sizlersiniz. Siz, almakta olduğunuz terbiye ve kültür ile, insanlık değerinin, vatan sevgisinin en değerli örneği olacaksınız. Ey yükselen yeni nesil, gelecek sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk; onu yükseltecek ve sürdürecek sizsiniz... benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, ancak Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır

Mustafa Kemal Atatürk






Bu sözlerden sonra söylenecek veya yazılabilecek hiç bir sözüm yok. 


Haydi, Milli Egemenliğin neferleri olan gençlerimizle beraber Milli Egemenliğin ilk adımı olan 19 Mayıs 1919'u anmak için meydanlarda şenlikler yapmaya gidelim...diyebilirim sadece...


Hepinize neşeli kutlamalar dilerim...





18 May 2012

Kimlere güvensem acep?


Mutfak keyfimden bir süredir uzak kalmıştım… ne özlemişim mutfağımın huzurunu.. hemen çaydanlığımı ocağın üzerine yerleştirdim… masama yerleştim… önce gazetelere bir göz attım… gazete okumayı seviyorum.. kağıt kokusunu içime çekerek, sayfalarını evirip çevirip okumayı seviyorum.. gazetelerin gün geçtikçe magazin gündemlerine daha fazla ağırlık vermelerine sinir olmama rağmen..

Dünyada olup bitenlerden uzak kaldığım şu kısa sürede meğer neler olmuş… ne kadar hızlı ve hareketli bir dünyada yaşıyoruz..

Gözüme takılan haberlerden birisi de S&P nin Türkiye’nin notunu durağana çevirmesi ve başbakanımızın buna verdiği tepki ve S&P'nin tepkisi oldu…

S&P global bir denetleme kurumu..  Durum tespiti yapar.. Karar vermez..  Ancak değerlendirmeleri ciddiye alınır..  Güvenilir bir kurum...diye biliyorum..  eğer öyle bir kurum olmasaydı,  T.C. kendisini denetlemesi için S&P yi seçer miydi?   Ciddiye alınmayacak bir kuruluşla T.C. niye para ödesin ki?  

Öte yandan..

16 May 2012

Engellileri Engelleyen Engelliler...


Konuşmasını hazırlamak için oturmuştu. Başkalarının hazırladığı metinleri okumayı sevmezdi. O yüzden tüm konuşmalarının metinlerini kendisi hazırlardı. Bu akşam da el ayak çekildikten sonra kahvesini de alıp geçmişti masasının başına… Beyninde düşünceleri dans ediyordu ama bir türlü kağıda yazılacak cümlelere şekil veremiyordu..  İçinden gelenleri söyleyebilmek isterdi.. o kürsüye çıkıp ‘Bizler insan olduğunu iddia eden ama insanlıktan uzak düşmüş yaratıklarız.  Bugün burada söylediğimiz her şey bir kandırmaca. İnanmayın’ demek isterdi… Ama diyemezdi…Konumu buna izin vermezdi..Pes edemezdi.. Havluyu atıp gidemezdi..


Bir kahve daha alıp döndüğünde hemen oturmadı, kahvesini yudumlayarak odanın içinde dolanmaya başladı. Bu tip günlerde yaptığı konuşmalar ne kadar alkışlanırsa alkışlansın içinde hep suçluluk hissederdi. Azınlıklar haklarını almak için gereken kamuoyunu yaratmadıkça, ağızlarına birer parmak bal çalınıp,hep yok sayılacaklar.. diye düşündü.. Demokrasinin azınlıkları koruyan bir sistem olduğu söylenir dururdu ama insanların bencillikleri ile idare olunan bir demokrasinin de diğer yönetim şekillerinden bir farkı olmuyordu.

15 May 2012

Söz vermek istiyorsan...


12 mayıs 2012 tarihli 'Söz Veriyorum' manifestovari yazısı esin kaynağım olduğu için,
Sevgili Huyumkurusun'a ithaf ediyorum...


Genç bir insan, belli ki çok etkilenmiş bir şeylerden.. sözler vermiş kendisine, tüm kalbinin dolusu isyanı ve iyi niyeti ile… insan olmak istemeye olan açlığı, gençliğinin masumiyeti ile…meydan okuyarak sosyal yaşamın gerçeklerine.... çırpınan bir kedi yavrusu misali, milyonlarca insan kılıklı ne olduğu belirsiz kalabalıkların içerisinde ürkek yanlışlara...




Bir yumru tıkandı boğazıma… bir sürü şey söylemek isterdim… ama sustum.. konuşsaydım eğer tutamayacaktım gözyaşlarımı… Bekledim boğazımdaki yumrular gitsin… erisin dağılsın.. bekledim onun boğazındaki yumrular erisin, yumuşasın.. bazen daha iyidir konuşmak için beklemek…

Söz verme .. sakın söz verme kendine demek istemiştim.. kendini inzivaya çekmek için, hiçliğe taşımak için söz verme demek istedim.. Ne dünlerinin kelepçelerini taşı ayak bileklerinde, ne de yarınlarına ipotek koy bu hayatta.. demek istedim..

Çünkü;

13 May 2012

Anneler Günü..



TÜM ANNELERİN ANNELER GÜNÜ KUTLU OLSUN..



Anne olmak...

MiM- Büyüyünce Ne Olmak İsterdin!





Benim bildiğim en genç blogdaşım sevgili Mini'nin Masalları geçen hafta sevgili Biricit ablasıyla aynı anda beni MiMledi.


Ben Pazar günleri mimleri cevaplamak gibi bir uygulamaya gittiğim için tam bir hafta sonra bugün cevaplarını yazıyorum...

9 May 2012

Bugün ben çok umutluyum..



Bugün 9 Mayıs 2012...


Bugün ben çok heyecanlıyım, çok umutluyum..çünkü..

Bugün ilk Sivil Anayasamızın ilk cümlesi yazılacak…


1924 te kuruluş anayasamız yapılmış..
1961 de darbe anayasası yapılmış..
1982 de darbe anayasası yapılmış...
2012 deyiz... ve ilk defa sivil anayasamız yapılıyor..

Bu beni çok heyecanlandırıyor, çok umutlandırıyor ...
Düşünebiliyor musunuz  ilk defa sivil insanlar oturacaklar ve uzlaşma ile, halkın bütününü kapsayan, demokratik haklara saygılı bir anayasa yazılması için bugün masaya oturuyor üst komisyon..ve ilk cümlleri yazılmaya başlanacak..

Aylardır, hatta yillardır bu söylendi durdu…

Şimdi ‘Görüşler alındı artık yazmaya sıra geldi’ dediler..

Diliyorum tüm kalbimle, ülkemin her metrekaresinde yaşayan tüm vatandaşların, yaşam ve vatandaşlık haklarını sunan, varlığı ile içimizdeki kronikleşmiş şüphe ve korkuları üzerimizden atabileceğimiz, gerçekten sivil ve demokratik bir anayasaya kavuşuruz…

Dilerim yeni Anayasamız sayesinde yüzümüzde devletimize olan güvenimizin tebessümü ile dolaşırız, korkunun değil…


Dilerim, umutlarım, heyecanlarım ve mutluluğum boğazımda düğüm olup da kalmaz…satırlrını okudukça, uygulamalarını yaşadıkça.. dilerim bu kez hayal kırıklığı yaşamayız...


8 May 2012

Dünya Talasemi Günü


Bugün,   8 Mayıs Dünya Talasemi Günü.. 




Talasemi dünyada en sık görülen, aynı zamanda önlemi en kolay olan kalıtsal bir kan hastalığıdır.



Talasemiden başka hiç bir hastalık yok ki, yaşam boyu hastaneye bağlı kalsın. Doğumda her bebek gibi sağlıklı,canlı ve gürbüz doğan bu çocuklar,ileri ki aylarda solmaya başlar. İlk tanı konduktan sonra yaşam boyu takibe alınan bu çocuklara her üç-dört haftada bir kan vermek gerekir. Hastaneye geldiğinde rengi soluk, bitkin, halsiz ve huzursuz olan bu çocuklar oyuncaklara bile ilgi göstermez iken, kan verildikten sonra canlı, hareketli ve cıvıl cıvıl olup,oynamaya başlar. Çocukların canlanması anne-baba ve biz çalışanları nasıl mutlu ediyor görmek gerek, güneşte solmuş bir çiçeğin sulandıktan sonra canlanması gibi...


7 May 2012

Dünya Erkekler Günü varmış...







Dünya Erkekler Günü varmış..

International Men's Day (IMD)...  19 Kasım..

Üstelik 19 Kasım 1999 tarihinden beri kutlanıyormuş… Yani 2012 de 14üncü Erkekler günü kutlanacakmış...

Şu anda 60 ülkede kutlanıyormuş.. ve 2011 teması  ‘Giving Boys the Best Possible Start in Life’ (Erkek Çocuklar için, hayata olası en iyi başlangıç imkanı sağlamak)



Erkekler günü amacı : Yetişkin ve çocuk erkek cinsi için sağlıklı bir yaşam, cinsiyetlerin ilişkilerini geliştirmek, cinsiyetlerin eşitliğini desteklemek, ve pozitif erkek rol modellerini belirlemek..

Memento mori...!



Memento mori
Memento te hominem esse
Respice post te! Hominem te esse memento!

Fani olduğunu hatırla.
Sadece bir insan olduğunu hatırla.
Arkana bak! Sadece bir insansın, hatırla!




Geçenlerde okuduğum bir kitap kıyamet alametleri üzerineydi.. her bu tarz  yorumları okuduğumda kafama bir şeyler takılır..

6 May 2012

Darağacında yeşeren üç fidan anısına..



Darağacında, solmak yerine, yeşererek köklenen 
bu üç fidanın önünde saygıyla eğiliyorum,


11 Kasım 1887 tarihinde, August Spies ‘Sessizliğimizin, bugün susturmaya çalışacağınız seslerimizden daha güçlü olacağı günler gelecektir ‘ demişti, arkadaşları George Engel, Albert Parsons, ve Adolph Fischer ile birlikte, ağırlaştırılmış biçimde uzun süre can çekişerek idam edilmelerinden önce...


Yargılama jet hızıyla olmuştu.  Mahkeme konusu olan suç ile ilişkileri olduğunu belirtecek bir kanıt olmadığı halde idamlarına karar verildi.  (*) 


Onların gerçek suçları, ezilen işçilerin haklarının verilmesini talep etmeleri ve kitleleri organize edebilme kabiliyetleri olmuştu. Egemen güçler için en büyük tehlike olmuşlardı. Kendi deyimleri ile böylece yılanın başını kesmişlerdi.

6 Mayıs 1972 tarihinde, Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan,  jet hızıyla sonuçlanan bir mahkeme kararının, yine jet hızıyla gerçekleştirilen parlamento, senato ve Cumhurbaşkanlığı onayları (**) ile Ankara Merkez Cezaevi’nde idam edildiler. Deniz Gezmiş ağırlaştırılmış biçimde uzun süre can çekişmesi sağlanarak idam edildi. Detayları ile anlatmıştım bu süreci hatırlarsanız, Bugün de aynı türkü çalar mıydı?  diye sorarak..

5 May 2012

MiM- Hakkımda Bilinen Doğru ve Yanlışlar

Sevgili Biricit Mimlemiş beni..
Konusu : Hakkımda Bilinen Doğru ve Yanlışlar...

Aslında benim hakkımda ne bilindiğini bilmiyorum ki hangisi doğru hangisi yanlış deyiversem...
Neyse ben Biricit'in yazdıklarına bakarak bir yol tutturacağım artık..

1) Ruhunuzun rengi nedir?
Renkler arasında dolaşıyor sanırım.. Tek bir renk söylemem olası değil.. Durağan bir ruh halim hiç olmadı..

2)Maddiyat mı, maneviyat mı? Sıralama yapınız..
Maneviyatım yoksa her şey anlamını yitirir benim için..

4 May 2012

Ödül - Versatile Blogger




Sevgili İpek Böceği, Şavki, Zeugma,  Sessizgemi , Biricit ve Deeptone beni  Versatile ödülüne layık görmüşler.. ödüllendirmişler.. Teşekkürlerimi sunuyorum beni bu ödüle layık gördükleri için.
(bunları sahnede söylerken heyecandan kekeliyorum, yüzüm kızarmış, ter basmış, bilmem kaç bin paund tutarındaki gece kıyafetimin eteğine takılmış ayakkabı topuğumu kırmışım...)

Ayrıca Minik Japon beni En Yaratıcı Blog dalında  Dünyanın Ortasında Oscar Ödülü'nü layık görmüş. Dün gece de Oscar ödülümü almak için kırmızı halıda yürümüştüm...
Kendisine şükranlarımı buradan da iletmek isterim...  (aslında hava atmak istiyorum..!)

(Ne kadar havalara girdim yaa.. biraz mütevazi seviyelerde dolaşsam..daha hayrıma olacak gibi..)

Benim de bu Versatile ödülünü 11 kişiye vermem gerekiyormuş..

2 May 2012

Neden sistemimize alamayız ki?

Dün 1 Mayıs kutlandı...
Can sıkıcı bazı olayların araya girmesine rağmen güzelliklerin bol olduğu bir gün oldu.
Sevindim..
En çok da kendilerine Antikapitalist Müslüman Gençler diyen gurubun katılmasına sevindim.. 
Sonra da Tiyatro Sanatçılarının katılmasına sevindim..

Sonra futbol taraftarlarının katılmasına sevindim..
Sonra da Çalışma Bakanının katılmasına sevindim..
Sevindim çünkü 1 Mayıs'ın anlamı kavranmaya başlandı..
Sevindim çünkü işçi ve emekçi statüsüne sadece fabrika işçilerinin girmediği, sadece kominist ve sosyalistlerin desteklemesi gereken bir gün olmadığı anlaşılmaya başlandı..
Sevindim bu günün, ırk - din - kadın - erkek - statü ayırımı olmaksızın tüm çalışanları - tüm emekçileri kısacası ücret ile çalışan herkesin günü olduğunun kavranmaya başladığını gördüm...

Dün 1 Mayıs için yazmıştım işçi ve emekçilerin insanca şartlara ulaşma çabalarını.. 1800 lü yıllardan bu yana bütün dünyada uğraşılmış sadece insan gibi yaşamak için gereken temel şartlara sahip olabilmek adına.

Ülkemizde yasalarda mevcut olmasına rağmen işe yaramayan haklar gibi işçi ve emekli hakları da işe yaramadı.. diyeceğim... hem de herhangi bir kaynağa bakmadan.. herhangi bir istatistiksel bilgi belge aramadan.. herhangi bir google search falan yapmadan..


Bugün resmen İşçi ve Emekçi Bayramı olmasına ve resmi tatil olmasına rağmen bir çok özel şirketlerde halen mesailer sürüyor.. Ve fazla mesai ücreti uygulaması olmadan.. Ve benim çalışan insanlarım 'beni bugün çalıştıramazsın, çalıştırıyorsan da fazla mesai ücretimi ödersin' demiyor. Bu diğer bayram ve tatil günleri için de geçerli.

Mesai saatleri yıllardır yasalarla 8 saat/gün ve 40 saat/hafta olarak sınırlanmış olmasına rağmen ben çevremde bunun uygulandığını göremiyorum.. Tam tersine sarkmaların uygulanışını görüyorum . Kimisi kibarca taleplerle, kimisi tehditle, kimisi prim denilen yemlemelerle..

1 May 2012

Emek ve Dayanışma Bayramı...


Bugün 1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramı...

En çok onlar hak ediyor bugün eğlenmeyi ve kutlamayı... Onların büyük zafer günü.. Varlıklarını bütün dünyaya ilk kez kabul ettirebildikleri gün... İnsan olduklarını dünyaya hatırlattıkları gün... Birlik, dayanışma ve haksızlıklarla mücadele günü...

Onlar, günde 8 saat çalışalım.. 10 saatler.. 16 saatler.. yerine dediler.. Günde 8 saat çalışırsak, 8 saat uykuya, 8 saat de kendimize, varsa ailemize bir zaman ayırmış oluruz kendimizi yaşarız.. biz de insanız, insan olduğumuzu hatırlamak istiyoruz  dediler...

Ne patronlar.. ne de devletler kabullendi insan olduklarını... Seslerini duyurmak için yükselttikçe acımasızca saldırılara uğradılar..  dünyanın her yerinde patron ve devlet elele verdi susturmak için çığlıklarını...

Derler ya acılar birleştirir insanları...

1 Mayıs 1890 tarihinde bir ilk gerçekleşti.. Bütün dünya işçileri işlerini bırakarak meydanlarda toplandılar 'biz de insanız ve günde 8 saat çalışmak istiyoruz' diye bir ağızdan avazladılar... Kendileri için, bu uğurda canları alınan milyonlarca işçi kardeşleri anısına, kendileri için ve bugün çalışanlar için...

2 Mayıs 1890 bambaşka bir gün olmuştu... bütün dünya için... bütün patronlar için... bütün devlet edenler için... bütün işçiler için..

Bunlar da ilginizi çekebilir...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...