24 Haz 2012

MiM: Buradan tanı (ya da takıntılar)


Takıntıların var mı yoksa kim takar takıntıları sallamışım dünyayı modunda mı yaşarsın hayatı.. diye sormuşlar… Hem Biricit… Hem de Asiruh… bana sormuşlar… çünkü MiM konusuymuş…

Anladım da keşke soruyu değiştereseler de  ‘Takıntın olmayan ne var?’ diye sorsalardı, benim cevap vermem daha kolay olacağı gibi onlara da okuması kolay olurdu… Gerçi Asiruh başına gelecekleri bilir gibi kaçtı gitti.. Bir süre blogundan da bizden de uzak yaşayacak…

Hadi bakalım başlayalım şimdi takıntıları sıralamaya….

Ellerim boş kalmamalı.. yolda yürürken bile… cebimdeyken bile… ellerim bir şeyler yapmalı…  yapacak bir şey olmadığında, mesela film falan seyrederken kaç kez kendimi parmaklarımı sayarken bulduğumu bilseniz… anlayacağınız en çalışkan organım ellerim…


Simetri takıntım vardır hem de iflah olmaz şekilde...  neyse ki artık başkalarının mekanlarının benim olmadığını ve onların kendi arzularına göre yaşayabileceklerini bir türlü kavramış durumdayım...

Okuyacak kitabım olmalı… o anda okumuyorsam bile istediğim anda okuyabileceğimi bilmeliyim.. ve arada bir dokunmalıyım…


Yazacak kalemim ve kağıdım olmalı, her an..… 


Mutlak çantamda bir bulmaca, özelikle sudoku olmalı… hani vapurda, uçakta falan çözeceğim…

Evimde, ofisimde, sürekli gittiğim evlerde, ofislerde, cafelerde, restaurantlarda… aklınıza gelebilecek her yerde benim koltuğum belli olmalı… Diyelim ki ben o sürekli gittiğim cafeye gittim ve her zaman oturduğum yer dolu başka bir yerde eğreti hissederim ve garsonlar da zaten orası boşalır boşalmaz bana haber verirler… Veya kendi evimde gelen bir misafir benim koltğuma oturdu, kendi evimde oturacak yer bulamaz ayakta dolanır dururum yeterince samimi değilsem, samimiysem zaten anında kaldırırım ki çoğunluk zaten oturmazlar…

Alışverişlerimi aynı mekanlardan yaparım… Başka yerden yapmak zorunda kaldığımda ihanet etmiş gibi bir hisse kapılırım… ve sanki biliyorlar da kırılmışlar gibi gelir…

Odamın, ceplerimin, çekmecelerimin, mektuplarımın v.b. özelime girenlerin karıştırılması beni deli eder… ve asla başkalarınınkini karıştırmam…

Güzel ve yumuşak ses tonu ile konuşanları dinlemeye bayılırım… Ses tonu çok önemlidir… Bir insanın ses tonu ve konuşma üslubu benim için çok şey ifade eder…


Su… her zaman suya ulaşabilmeliyim… elektriksiz ve elektrikli aletler olmadan yaşarım ama su olmadan asla… ellerim ve vücudum suya değmeli… istediğim an suya girebileceğimi bilmeliyim…

Deniz, göl, nehir… bir su olmalı yaşadığım yerde… ve ben istediğim an kıyısına gidebileceğim mesafede olduğumu bilmeliyim…

Evim ben olmalı… Yani evime giren orada benim yaşadığımı anlayabilmeli…  rahat olmalı ve tepe tepe içimden geldiğince her bir şeyi kullanabilmeliyim…  


Koltukların, dolapların, yatakların altında hiçbir şey olmamalı..  ve mobilyaların yerini istediğim an değiştirebilmeliyim... eğer bir aydan fazla her şey aynı yerde ise bu ben hastalandım demektir veya o ev benim değildir...

Mutfağım büyük takıntılarımdandır… Ferah ve düzenli bir mutfaktan öte benim evde geçirdiğim zamanımın büyük kısmını geçirmeme elverişli olmalıdır… Başkaları benim mutfak düzenimi bozmamalı…

Evimin temizliğini ben yapmalıyım ve kimseler ayağımın altında dolaşmamalı… ama konu ütü olunca ne olur başkaları yapsın.. kim arzu ederse…

Sabah uyandığımda, ilk iki bardak çayımı içene kadar kimse benden bir şey istememeli, benimle konuşmamalı ve mümkünse benim etrafımda dolanmamalı… Yaklaşık 45 dakika…

Bir an önce olmalı ve bitmeli elime aldığım bir iş.  Mesela bir örgüye başladığımda, başka bir şey yapmadan bitirip kaldırdığımda açlık ve uyku canıma okumuş olabilir… Hadi bırak.. sonra devam et… olmaz… bitmeli.. hemen her türlü işte öyle bir huyum var… Elime aldığım bitmeli…  ve aklımdan çıkmalı… başkalrı engellemeye çalışırsa (yemek ye- dinlen- uyu gibilerine) o anda bana düşman gibi gelebilirler.. bazen öyle bir günde bitemez elimdeki iş... mecburiyetten ara veririm ama aklımdan atamam... gittiğim yerlerde, uykumda beni rahatsız eder...bitirince yenisine başlamakta çok oyalanırım, canım istemez ama başlarım neticede ve yine aynı tempo olur.. ya hep- ya hiç yani...:)

Hijyen… kendimle en çok savaştığım takıntım… epey bir yol aldım sayılır… artık çevremdekilere karışmıyorum… ama başkalarına doğal gelen şeyler halen benim midemi alt üst edebiliyor ve çoğu kez milletin keyfini bozmamak için uğraşırken kendimi zor tutuyor ve klozeti gizlice ziyaret ediyor oluyorum…

Pis kokular ve aşırı dozda parfüm kokuları… midemin hassas olduğunu hemen hatırlatırlar…

Yani bir saç modeli yaptığımda veya yeni bir tarz bir şey giydiğimde, kimse bana dikkatli bakmamalı ve saç modelimi veya üzerimdeki kılığımı beğendiğini söylememeli… Ama kimse kötü olmuş da dememeli… Hani ben her zaman aynıymışım gibi görmeli… yani dikkat çekmemeliyim…

Alışveriş için girdiğim bir dükkanda, satıcılar başımda dikilip vıdı vıdı yapmamalı…  Ben rahat rahat istediğim gibi bakıp seçebilmeliyim…

Sonra benim virüsüm gibi takıntılarım da vardır.. Birisi benim bardağımdan bir şey içsin istemem, benim kullandığım çarşafı, yastığı, falan kullansın istemem… Benim virüslerimi paylaşmayı sevmem, zaten ben başkalarının virüslerini de istemem…

Hele böyle salyalarını bulaştırarak öpenler olur ya… bitttiii.. artık ağzıyla kuş mu tutar... ne yapar bilemem…


Sakın kimse öyle ikide bir bana dokunmasın... hatta hiç dokunmasın.. hele habersiz hayatta dokunmasın... 


Gazetemi benden önce okumasınlar ama okurlarsa sakın ola sayfalarını dağıtmasınlar...

Ben iyisi mi burada keseyim… yoksa konular derinleşecek… rezil olacağım… ne kadar zor ve geçinilmesi zor bir hatun olduğum ortaya çıkacak...

Dedim ya… bana neye takıntım olmadığını sormaları gerekirdi…

Kimleri mimlediğimi sormayın bari… yazmak isteyen herkesi mimliyorum ama bazı isimleri özellikle mimliyorum…  yazarlar mı yazmazlar mı bilemem…  ama içimden geldi… 




31 yorum:

  1. Çok teşekkür ederim mim için:)İsmimi görünce sevindim ne yalan söyleyeyim:) Ben daha önce Sevgili "deeptone" mimlediğinde cevaplamıştım. Linki burada paylaşmayı beceremiyorum maalesef:)Tekrar teşekkürler:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. amanıııınnnn hayatın ne kadar yorucu öyle yav :)

      Sil
    2. sezer@ ben özür dilerim, dikkat etmeliydim.. gelecek sefere...:)


      7.oda@ aman aman hiç sorma.... kendi keyfime gitsem başkalarına zor oluyor.. başkalarına kolay olsun diye kendime daha bir zor ediyom.. yuvarlanıyoruz törpülene törpülene..:))

      Sil
  2. :)) evet cok azmıs hıjyen ve salyalı opusme olayı bendede var:)
    mumkunse el sıkısmak daha guzel opusmekten cok mıkrop bulusıo ve ayrıcada cok tıksınıorum ben:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bence de..:))) sorar mısın söyletirsin işte...:)

      Sil
  3. hehe seni sen yapan takıntıların zaten.
    yaşasın takıntılar :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :))) yok yok benimkilerin bazıları yaşasın ama bazıları ölsün..:))

      Sil
  4. Bu yazının altına işte ben diye not düşebilirim, temelde ortak yanımızın ne olduğunu merak ettim, ben yalnız yaşadığım için böyle olduğumu sanıyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) sevindim desem mi? yalnız olmamak rahatlatıcı diyeyim.. aslında ben hep kalabalıkta yaşadım. Hijyen konusunda detaylı bilgi sahibi olmaya mecbur olduğum bir işim var. Kalabalıkta olunca, ve de bu kalabalıkların hijyeni nasıl yok saydıklarını gördükçe geliştiğini sandığım bir duygu mutfak ve ev temizliğini kendim yapmak hastalığım sanıyorum. diğer konular ise bir parça olsun yalnız kalma özlemimden kaynaklanıyor diye bakıyordum ama...şimdi sen böyle deyince..:) iş konusu ise, aşırı bir sorumluluk duygum var.. sanırım o da eğitimimde n kaynaklanıyor veya genlerimden bilemiyorum..

      Sil
  5. Yazdığın bütün takıntılar bende de var..
    Daha devamı da var :)
    En çok da başladığım işi ''çabucak'' bitirme takıntısı.
    Yarım bırakıp da hayatta başka bir işe başlayamam.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. aaa ben bu işi sevdim.. tek değilmişim demek güzelmiş.. :))
      ya o iş konusu çok kötü bir de detaycıım.. millet ortalığı spürüp bitirir gezmeye gider ben bir şöyle süpüreyim diye girip tavanlara kadar silip çıkabilirim...asla 'Şöyle bir spürme' sınırında kalmaz ama işin pisi iş hayatımda da aynı şeyi yaparım... bazen delirtirim beraber çalıştıklarımı.. yaşlandıkça bakıyorum ben deliriyorum onları delirtmeden özgür burakıp kovaıyorum ama bu sefer de tek başıma bütün işi yapar buluyorum kendimi... bir de aynı anda bir kaç şey yapmak zorunda oluyorsun... kısacası kendime eziyet biliyorum ama işte öyle... :))

      Sil
  6. Daha önce aklıma gelmeyen benzer takıntılarımız varmış :) Takıntılar ne zor şeyler yahu, ama onlar olmadan da insanları birbirinden ayırt etmek zor olurdu :)
    Bu arada kitaplarla ilgili bir mimin var bende :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. tm canım birazdan gelir alır haftaya pazar yazarım..:) takıntılar işte..:))

      Sil
  7. okurken çok güldüm..eve gelen misafir koltuğu kaparsa ayakta dolanır dururum. :)) bide işi bitirmeden git dinlen diyenleri düşman gibi görürüm.. :))
    genelde sevimli takıntılar..
    yeni takıntılarımı keşfettim. :)
    okuyacak kitabım olmalı.. defter ve kalem olmalı her an..
    gazetemi ilk ben okumalıyım..
    suya yakın olmak.. güzel ses tonu olanları dinleme.
    bunlar bendede var.. :))
    teşekkürler mim için.. dün yaptım...güzel pazarlar...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. demiştim sana sende değil takıntılar diye...:)))

      Sil
  8. Böyle işkolik potansiyeli sezinliyorum sende. Ellerinin boş durmaya tahammülü olmamasından vardım bu sonuca. ehehe. Ama zaten çok üretkensin de, belli zaten.
    Kendi yerin olması mevzusunda da Sheldon halini aldın gözümde. ehehe. - The Big Bang Theory -
    Alışveriş yaparak aldatmaca. Amaaa, o daha farklı bir şekilde bana da olmuştu bir ara. Ama bitti. Şükür.
    Ohhh, 45 dakikalık rahatlamana selamlar.
    İçi içine sığmayıp taşan bir yapıya da sahipsin görüyorum ki. Bir işi hemen bitirme istemelerinden tahmin ediyorum bunuu. ehehe. Sabırsız.
    Temizlik manyaaaağ! Annemin farklı vörjını. Hepiniz birbirinizin türevisiniz. Ama iyi anlaşırsınız, azizim. ehehe.
    Pis kokular, çok oturgaçlı getirgeçlerdeki ter kokuları... ÖYK!
    Ama yeni bir saç modeli ya da herhangi bir yeniliğin amacı dikkat çekmek değil midir ki? İlgıınç. ehehe. Hem ego tatmini yapmak hakkımız, söke söke alırııııız!
    Aynı bardaktan su içerim, aynı çataldan yerim, aynı lolipoptan bile birkaç kişi yemişliğimiz var - şu an benden tiksindiği tahmin ediyorum; ama bu çoook yıllar öncesindeydi. ehehe. 5 yıl rahat var. - aynı kıyafeti giyerim, hiç tiksinmem. Benim mantığım da "Mikroplar yabancıya gitmesin"dir. ehehe. Baya bir zıtız görüyorum ki.
    Eveeet, şıpıdak diye şapur şupur öpenleri ben de pek bir sevmem. Yok. Aman. Tükrüklü canavarlaaar! ehehe.

    Yoo bunlar çekilmez olduğunu değil, kendi tarzında yaşamayı sevdiğini gösterir sadece. Bence çok hoşlar, titizlik kısımları falan hariç ama. ehehe.

    Bir de, benim de hep okuyacak kitabım olmalı kenarda. Bu takıntıdan ziyade çok güzel bir özellik bence.

    Evet, gevezeliğimle doldurduğum yorumu şimdi sonlandırıyorum. Öperim efenimmm.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :)) sen var ya..hep böyle kal e mi? hep böyle tatlı geveze ol..

      Sil
  9. çok güldüm desem :))
    mimi'mi de aldım ;)
    iyi haftalar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ben kendi kendimi düşürdüğüm hallere hep gülüyorum desem...:)

      Sil
  10. Oy oy oy oy, bu "takıntı mimi" neler döküyor ortaya neler :)) Hayır, bit de obsesif değilim karikatürü konmuş, kenara, of course, yo're not obsessive:)

    Temizlik- hijyen konusunda aynı tavırları olan bir ev arkadaşım olmuştu,bir yıllığına. Koltuğuna oturamaz, masasına yaslanamzdık :) Ama çok iyi bir insandı.
    Diğer konular takıntı sayılmaz bence de. Selamlar. Yalnız bu mimi nasıl yazacağımı uzun uzun düşüneceğim sanırım :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. oyyyy oyyyy ki ne oyyy oyyy...!!!:)
      yok benim evimde istediğin gibi yayılabilirsin o konuda gelen giden kimsenin problemi yok... ama lavabo-tuvalet-banyo falan girip çıktığında bir fırsat yaratıp çaktırmadan arkadan gidip temizlerdim... şimdilerde uslandım o kadar değilim... endişelenme..:)))

      bakalım ne yazacan? bekliyoooommm:))

      Sil
    2. heh he, yazdım an itibariyle.

      Sil
  11. :)))

    klozet
    salya
    virüs
    ve tamamlama takıntısı bende var işte bu yüzden kitaba başlayamıyorum ve oğlumdada var terapiye götürüyorum bayağı gelişme kaydettik o benim gibi olmasın bari:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ama olmasın da hayatın keyfini çıkarsın takılmadan bir şeylere..:)

      Sil
  12. eywahhh diyorum :)

    YanıtlaSil
  13. vay vay vay vay aman bu neee...ben diyordum kendimi takıntılı diye Gül suyu oldum sayende..sana bir çok konuda hak evriyorum tabiide...Sabah kalkınca 45 dk konuşmaman ve senden birşey istememlerinde bunu yensen iyi olur diyeceğim..Evlimisin çocuğun var mıdır bilmiyorum da...sabah kalkınca çocuğun senden o kadar çok şey isteyecek ki...sabırla ve güler yüzle yapmaktan başka çaren olmayacak..bekarken bende senin gibiydim..sabah erken kalkardım servise yetişmek için kendi kendime kahvaltımı yapar giyinir herkes mışıl mışıl uyurken evden çıkar 15 dk kadar yürür servise biner işe gidinceye kadar o gudubetliğim geçerdi..
    sonraları okula başladım vekil öğretmen olarak ..o süre 20 dk ya filan indi..tatlı kızım olunca sıfırlandı..değil sabah ,gecenin bir yarısı ağlamaları,biraz dillenince istekleri oldukça bende oldum..ne sersemlik kaldııı ne gudubetlik...
    pis koku ve aşırı parfüm kokusuna benimde acayip takıntım vardır..Hiç sen daha önce kokuyu almış olupta kusmuş sonra bunu aylar sonra hatta yıllar sonra hatırlayıp aynı kokuyu sanki solumuş gibi olup böğürüp kusan duydun mu? şimdi du işte..kokuyu hatırlıyorum benim işgüzar beynim o koukuyu bana koklatır bende bir güzel......
    parfüm kokusu için birkaç kez otobüste tartışmıştım..Kızımda bana çakmiş..bir otobüs yolculuğunda ikimzin de elin de kara torba ön koltukta oturan Kokoşun parfümünden içimiz dışımıza çıktıydı..Bir günde dolmuşa bindim Genç bir çocuğun fıçıya düşmüş gibi sıktığı parfümden bir kaç yüz metre ötede durdurup dolmuşu indim tabi bir iki nükteli lafımıda esirgemedim..bende çok hassasım koku konusunda..çok..kendi postumda yazmayı unutmuşum sen hatırlattın..
    ben bu mimi çok sevdim..
    bir lafım vardır hoşuma gitmeyen bir durumda TAKARIM BİLİRSİN deriim..
    ben takarım arkadaş yanlış olan herşeye takarım ...
    bunun gibi güzel şeylerede takarım ....senin yazılarını okumak gibi..
    eline yüreğine samimiyetine sağlık sevgiler saygılar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sabah problemini yenemedim ama uykumdan vazgeçerek çözüm buldum... çocuklarım var... bebeklerken problem olmadı büyürken il çocukluklarında elbet bilemediler ama dediğim gibi ben onların kalkma saatleri öncesinde kalkmayı alışkanlık ederek sorunu çözdüm..Problem olmadı diyebileceğim kadar az sorun yaşadım diyebilirim bu konuda.

      Parfüm kokusu konusunda sen benden kötü durumdasın gibi.

      Aslında benim garip bir tarafım var.. Benim takıntılarımı ben söylemezsem kolay kolay kimse anlamıyor. Kendi içimde kendimle kendim kavga ediyorum ve genelde dışarıda ne olduğu yansımıyor. Çok etkilendiklerimde suratımda huzursuzluk oluyor ki 'neyin var?' sorusu geliyor ama ben de bunu kapatıp giderim.. Tuvalete girene laf söylemem ardından gidip temizlerim...yemekten saç/taş çıktı demem, tok olduğumu söylerim... koku çarptı demem, dışarı çıkmama gerek derim falan...

      o yüzden benimle yaşayanlardan daha fazla kendimedir eziyetim...

      Sil
    2. Anlıyoruuuummmm...Bu Tavırların pek de hoşuma gitti..Rahatsız olsanda rahatsızlığını belirtmeden durumu hallediveriyorsun.demek..sen en doğrusunu yapıyorsun ben bak senin gibi değilim..rahatsızlığımı dile getiriyorum genelde...çünki asık suratım hiç çekilmiyor benim..diyorum ya gudubet oluyorum..Arkadaş larım derki konuşurken gülerek konuşuyorsun ,dinlerken gülerek dinlersin..bazen de gudubet oluyorsun..
      Bende gerçekten çok rahatsız sam otobüsteki kusmuk torbası örneği gibi o zaman uyarıda bulunurum...yani benim müdahalem rahatsızliğımın derecesine göre değişkenlik gösterir..
      yanlış bir şeyle karşılaştığımda ortam müsaitse konuşurum dile getiririm..uyarır ikaz ederim..kendime ettiğim eziyete gelince .
      toleransa gelince diyeyim bunu da gerçekten sevdiğim hakeden insanlar için yaparım..mesela bir arkadaşım sıkmış sıkmış egzotik kokulu,sedir ağaçlı,misk li bir parfüm..Bindik trene otobüs olsa çoktaaan böğğlemiştim ama trende az değil hani..Yol boyunca nefes tutarak gittim.varacağımız yere giderken 200 kere solunum yapacakken 50 solunumla gidebildim..ağzımdan nefes almaya gayret ettim..Böyle durumlarda olabiliyor hayatımda..Yeterki değer verdim biri olsun ...zaten benim değer verdiğim de benim neden rahatsız olduğumu bilir oda dikkatli davranır..
      Aslına bakarsan benim senin gibi rahatsızlık takıntılarım pek yoktur..ordan kurtarıyorum ben...benim takıntı mimimi okursan anlarsın..rahatsızlıktan çok alışkanlık halini almış takıntılarımdan bahsettim..
      görüşmek üzere sevgiler..

      Sil
  14. evet senin takıntı miminden korkup kaçmıştım ama döndüm :P başıma geleceklere razıyım ve ayrıca seviyorum takıntı okumayı yalnız değilmişim diyorum :)

    fakat senin yanında benimkiler hiç kalır sen takıntı kraliçesi olabilirsin :) ben çok takıntılı olduğum için takıntılı insanları seviyorum yanlış anlama:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hoş geldiiinn... ister takıntılı ister akntısısz... asiruh sevilir ve özlenir....

      Sil

Bunlar da ilginizi çekebilir...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...