Yine sığındım gecelerimin huzuruna. Bu sessiz karanlıktan aldığım keyif benim bağımlılıklarımdan biri. Uyuşturucu kullananlar gibi bu keyfimden mahrum olduğumda gerginleşiyorum, kendimi eksik hissediyorum.
Yine sevgili mutfağımdayım, yine çaydanlığımın fokurtusu eşliğinde müziğim. Salonda yanan lambanın ışığı yansıyor buzlu camlardan. Açmıyorum mutfağın lambasını. Gözlerim daha rahat bu loşlukta. Fikret Kızılok usul usul gönderiyor nağmelerini.. Sesini dinlemek huzur veriyor , oldum olası dinlemekten asla yorulmadığım gitar nağmeleri ile olan uyumu her dinleyişimde daha fazla dinleme arzusu uyandırıyor....
Çayımı yudumlarken buzlu camlara doğru bakıyorum... Işığın kırılarak geçişini görüyorum adeta.. Florida'da, yeni evliliğini kutlamak için ziyaret ettiğim çok sevgili bir arkadaşımın evindeki akvaryum düşüyor aklıma. Amerikan mutfak tabir ettiğimiz açık mutfağını, oturma bölümünden ayırmak için, devasa bir akvaryum kullanmıştı. Tam bir duvar gibi bölmüştü akvaryum, mutfak ile oturma bölgesini. Deniz yıldızından, deniz anasından, midyeye, süngere kadar bir çok okyanusta yaşayan canlının beslendiği bir akvaryum. Geceleri akvaryumun ışığında oturup sohbet ederdik. Eşi de bizim ile aynı kafadandı. Kızcağız mutfakta yaptığı yemeği bile unutup kaç kez yakmıştı, bizim sohbete dahil olmak adına. Öylesine huzurluydu ki bu akvaryumu seyretmek.. Bir gün belki ben de böyle bir akvaryuma sahip olurum... 




