19 Kas 2013

Bir Blogger Aşk Doldurdu Kitabına Ben de İçtim...(3)





Aşk öylesine bir efsane ki....  yaşamadan olmuyor... yaşayınca da olmuyor.... yine de  dünya "aşk" üzerine kurulu.... 

bir yabancıya aşk özlemiyle dolu platonik bir bakışla başlar her şey...
"....
ansızın...
bir bakışla girdin gözlerime
ardından kanımda, canımda, her anımda....
hayatımda
hep sen oldun işte...
..."

sonra dünyanın merkezi oluverir o yabancı...

"...
ne kadar farklısın diğerlerinden
Bambaşkasın
Bir anlatabilsem seni sana
..."

bilemez o yabancı duygularımızı.... .
"....
Hiç fark etmedin beni,
Ben kendimden geçmiş bir hal içinde
Rüzgarına tutunmuştum.
Ellerine dokunur gibi...
Tenine dokunur gibi...
Bir sen kalmıştın
Her şeyi silip atmıştım
O an orada
..."

yavru kediler gibi bakar içten içe yalvarır dururuz....

"anla... anla... anla....
susuşlarımdan anla!
düşlerim çocuklaşıyor seni görünce
seni görünce titreyişimden anla
sevda kayıp bir elmas
aşk yasaklı kelime
seni saklayışımdan anla
cesaretim yitik
söyleyemese de dilim
......"

bazen varlığımız fark edilir, tebessümle kıvrılır dudakları...
"...
Sımsıcak bir tebessüm
Huzurumun tarifi
Dudaklarının
Dudaklarıma hükmetmesi;
Rüya gibi
...
"
Başkalarıyla güle oynaya sohbetinde içimiz daralır...

"kimse bakmasın sana 
ve bakışların dokunmasın benden başkasına
..."
isteriz.......


veee.....bir gün yabancı için yabancı olmaktan çıkarız.... bir rüyada yaşamaya başlarız...

"yapamazsın!
Asla silemezsin ellerindeki izimi,
sökemezsin dudağına bıraktığım
aşk eseri buselerimi"

ma bir gün gelir....ve.... rüya kabusa dönüşür....

"bu basit bir gidiş değil
gölgen bile siliniyor yeryüzümde
o derece
içimde beliren bir Pollyanna
iyi niyet aşılasa da bana
mazeretlerin olduğuna inandırsa da
gerçeği duyduğumda yanılıp
yanıldığım için mutlu olacağımı sansa da
gerçek o kadar şiddetli ki bu kez!
..."

dünyamızın merkezi çöktü... yaşamıyoruz ki artık.... içimizde yükselen öfkeyle karışık bir hüzün....

".....
düş kırıklıklarımın başrolüsüsün artık
yıkılan hayallerimdeki en önemli rol senin
içimdeki burukluk
ve geceler dolusu hüzün
hep senin maharetin
se ne yetenekliymişsin meğer
geç fark ettim
..."

her aşk hikayesinin her evresinde şiirler vardır... bizim duygularımızı dile getiren... kendi kelimelerimiz olup çıkan.... işte Erdi Karadeniz de böylesi bir şair.... yukarıdaki, şiirlerden kırpılıp alınmış dizelerin sahibi.... ve o da bir blogger....

Arkadaşım griple yarenlik  ederek "kitaplı" bloggerların dedikodusunu yaparken,  bu AŞK insanı Erdi Karadeniz'i unutmak olamazdı...

İlk kitabı olan Pesimisyon - Aşk Yasaklı Kelime kitabı,  Erdi Karadeniz'in  "AŞK" üzerine   şiirlerleri ve kısa kısa "deneme gibi hikayeler" diye adlandırdığı minik hikayelerinden oluşuyor.... 

Bu keyifli kitap için  "aşık duyguları cep kitabı"  demek geliyor içimden... çünkü "aşık" olan birisinin aşık olduğunu hissettiği andan aşkın bitişi sonrasındaki rehabilitasyon(!) dönemi dahil yaşayabileceği tüm evrelerde yaşayabileceği her türlü duygu şiir ile dile gelmiş;
aşk özlemi... aşk hüznü... aşk mutluluğu.... aşk ayrılığı.... yaşanmasına izin verilmeyen aşklar... tüketilen aşklar... sahip çıkılan aşklar......aşk aşkı...    gibi...
ama bu kadarla da kalmamış... 
sevilenin eylemlerinin sevenin ruhunda ve hayatında yarattığı etkileri de dökmüş dizelerine ... 

bölüm başlıkları bile şiirsel;
- anlam kazanıyordu aşk; aşklandıkça ben onunla 
- hayata anlam katanlar da var, anlam çalanlar da
- gitmek bir fiil değildir yalnızca
- hüzün; çekiştirme saç diplerimi

"Deneme gibi Hikayeler" bölümü ise yaşamın geneline laf atmaya başlıyor.... nokta atışları... uzatmadan... küt diye... 

Şiirlerindeki duygusallığı "deneme gibi hikayeler" de de buluyorum...

Ben elimden bırakamadan okudum ve bittiğinde; yüreğimde sayısız umut kuşlarına yer olduğu, daha iyi bir insan olduğum ilk gençlik çağlarımın duygusallığı içindeydim...

"bu da yapılır mı be Erdi? açılır mı böyle eski defterler...." deyiverdim kendi kendime.....   "asla geçemez" denilenlerin geçtiğini "asla unutulmaz" denilenlerin unutulduğunu, "asla yapmam" denilenlerin yapıldığını....  düşündüm bir süre...   insan evladı işte...  yaratılıştan beri aynı dik kafalı, iflah olmaz mahlukat... başka nasıl olması beklenir ki....

Ama tüm düşündürdüklerine ve anımsattıklarına rağmen günüm çok keyifli geçti Erdi'nin o güzel dizelerinin etkisiyle .. 




Bir an önce ikinci kitabını da yayınlaması dileklerimle, size aşk dolu kısa bir Erdi Karadeniz  şiirinden biraz alıntı ile bitireyim...;

Kaç kişilik yaşadık bu aşkı biz?
Kaç kişiyle yaşadık;
Kaç kişiye rağmen yaşadık!
Ve ben tüm bunlara rağmen
Kaç yıl ses çıkartmadım...
Bir düşün!
Seninle mutluluğum 
Kaç kişinin mutluluğuna bağlıydı?
Kaç kişinin insafına kalmıştık?
Ve onlar neden hep insafsızdı?
Neden hep insafsızdın bu kadar;
Bana karşı?

yarına diğer "kitaplı" blogger yazarlarımızla devam etmek üzere hoşca kalın....











2 yorum:

Bunlar da ilginizi çekebilir...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...