5 Nis 2013

Akil insanlara mektup: (Marmara Bölgesi)


Bir şey olup bittikten sonra söylenebilecek tek şey vardır… aynen sünnet törenlerinde olduğu gibi…” OLDU DA BİTTİ MAŞALLAH…..”

Bir de ata sözü vardır… insanların işlerine geldiğinde hep ardına sığındığı…..”ATEŞ OLMAYAN YERDEN DUMAN ÇIKMAZ”

Ama aynı insanlar bazen işlerine gelmediği için burunlarının dibinde ortalığı kapkara eden dumanları görmezden gelirler….

Ve hatta bazıları özellikle ortalığı kapkara dumanlarla sislendirirler ki gerçekte olup bitenlerin üstü kapatılsın… sis kalkınca da “OLDU DA BİTTİ MAŞALLAH” olsun isterler, çünkü…

Olmuş bitmiş olan olmuş ve de bitmiştir… zaman geriye doğru taşınamaz… ve olup biten olmamış şekline döndürülemez….

Çiğ yumurtayı bir çok şekilde pişirebilirsiniz… sonuçta, haşlanmış yumurta… omlet… sahanda yumurta…çılbır…falan yapabilirsiniz… bir salataya, bir keke, bir böreğe, bir köfteye, bir tatlıya, bir tuzluya…. Saysısız bir çok yiyeyecek türüne de katkı maddesi edebilirsiniz… Ve her birini bayıla bayıla yiyenler çıkabileceği gibi ağzına koymayanlar da çıkar… damak tadı ve zevk meselesi…

Ama bir kere kullandınız mıydı asla bir daha eski haline yani “çiğ yumurta” haline dönüştüremezsiniz…

Tıpkı dün olanları değiştiremeyeceğiniz gibi...

SU var ya… işte o başka bir şeydir… SU halden hale geçer ama döner yine SU olur…

Suyu içersiniz…. Vücüdunuza hayat verir… sonra işersiniz… toprakta süzülür arınır ve yine döner su olur…

Temizlemek istediğniz tüm pislikleri suyla yıkarsınız… pislikleri de alıp akar gider topraktan süzülür ve temizlenip geri gelir…tertemiz su olarak…

Suyu dondurursunuz buz olur… sonra erir yine su olur…

Suyu bitkilere dökersiniz…. Besler büyürü hayat verir… sonra yine döner dolaşır topraktan süzülür filtrelenir ve yine su olur…

Suyu kaynatırsınız.. buhar olur… uçar gider yayılır havaya… sonra yine yere iner yine topraktan süzülür ve su olur….

Ve tüm canlı – cansız varlıklar mutlaka suya ihtiyaç duyar…

Amma…

Su… hani hayat veren ve hep dönüp dolaşıp tertemiz su olan su…..var ya…

Doğa kirlendikçe… doğanın dengesi bozuldukça dönüp dolaşıp tertemiz su olma yeteneğini kaybeder oldu….

Bugün itibari ile, her gün artan PARA ve GÜÇ sahibi olma hırsları yüzünden  doğanın içilebilir ve temiz su üretme yeteneğinin neredeyse sona ermekte olduğunu görüyoruz….

Tıpkı İNSAN kavramının unutulması gibi...

Tıpkı dürüstlüğün, masumiyetin enayilik olması gibi…

Tıpkı insan evladının Devlete, Aileye, Dosta, Arkadaşa ve kendisine olan güveninin elinden alınması gibi….


Akil insanlar bölgelerinde toplantılar yaparak anlatacaklar ve dinleyeceklermiş… APO ve PKK ile BARIŞ konularını…

Ve diyorlar ki: Başbakanımızın dediği gibi geçmişi bir tarafa bırakacağız ve bu noktadan itibaren her şeyi resetleyeceğiz ki barış sağlansın… aksi takdirde karşılıklı konulacak argumalar hep BARIŞ önünde engel olacaktır…

Şimdi Akil İnsanlarımız bana gelmeden ben onlara anlatayım düşüncelerimi…

Bu ülkede, hatta bu dünyada, toplumsal BARIŞ içinde yaşamaya  “HAYIR” diyen hiçbir normal insan çıkmaz.

Tek istisnası vardır: KAOSTAN çıkar sağlayanlar HAYIR derler.

“Geçmişi bir kenara bırakalım… Unutalım… Dün yoktu diyelim ve geçmişin yarınlarımızı karartmasına izin vermeyelim…”

“BARIŞ isteniyorsa geçmişteki düşmanlıkları ve sorunları unutmak gerekir….”

Yani:

“Toplumsal huzur için şehit aileleri de bağırlarına taş bassın… Geri kalanlar da  30 yılı unutsunlar…çünkü hepimiz  toplumsal huzur ve BARIŞ istiyoruz… Başka kanlar dökülmesin“  deniyor…


Diyorlar Apo da  artık BARIŞ istiyor bakın mektubuna diyerek çarşaf çarşaf gazetelerde yayınlıyorlar:

Üç başlık seçtim:

 “Federasyon ve özerklik gibi farklı devlet taleplerimiz yok. Türkiye’nin üniter devlet yapısı korunmalı. Tam demokratik bir Türkiye’de Kürtlerin de sorunları çözülür. Türklerin bölünme, Kürtlerin ise haklarını alamama korkusu olmamalı”


 Terör örgütü 21 Mart’ta kutlanacak Nevruz Bayramı’nda ateşkes ya da eylemsizlik ilan ederek ellerini tetikten çekecek.
Çözüm süreci kesintisiz sürerse örgüt 15 Ağustos’ta sınır dışına çıkacak.

Kandil, PKK’yı silahsızlandırmak için zihinsel hazırlıklar yapacak, terör örgütü mensuplarını bu konuda ikna edecek.

“Süreçte demokratikleşme adımları atılacak. Ancak sürecin sonunda Kürt sorunun çözümü için köklü Anayasal ve yasal düzenlemeler için müzakereler yapılacak” 



Çok doğru sözler etmiş….

Bu sözlere asla itiraz etmem… ama bu sözlerin uygulamalarını de görmek isterm…
Mesela:

Bundan böyle meydanlarda, ve hanelerinde, ofislerinde… vs…  PKK bayrağı yerine Türk bayrağı asıldığını görmek isterim….

Mesela…

Ülkemizde 8,5 Milyon engelli var…Kürtlerin neredeyse 2 katı bir nüfus…

Yasalarla mevcut haklarını rağmen, ellerindeki nüfus kağıtlarına rağmen  “YOK” sayılıyorlar “YÜK” sayılıyorlar…İnsanca yaşama hakları her türlü gasp altında…

İçlerinde kürt kökenlilerin de olduğu bu büyük kitle… Kürtlerin tarihleri boyunca gördükleri zulümden çok daha fazlasını Kürt kökenli vatandaşların da dahil olduğu sağlıklı zümrelerden görerek daha beter bir  insanlık ayıbı içinde yasamak zorundalar..

Yeni Anayasada ve uygulamalarda, hayatın içinde bunların da haklarını savunduklarını görmek isterim....

Mesela

Kendi gelenekleri yüzünden ezdikleri kendi kadınları başta olmak üzere tüm mağdur kadınlar… Nüfusları bütün  ülke nüfusunun yarısı…


Yeni Anayasada ve uygulamalarda, hayatın içinde bunların da haklarını savunduklarını görmek isterim....


Mesela :

Kendi Ağalık sistemlerinin sömürüsünden kendi köylülerini kurtarmak başta olmak üzere tüm ülkenin işçilerinin sömürülmesine/eziyet edilmesine dur denmesine çaba gösterecekler mi?


Yeni Anayasada ve uygulamalarda, hayatın içinde bunların da haklarını savunduklarını görmek isterim....


Mesela;

Zorbalıkla diğer esnafları ürkütüp kaçıran kendi kökenlerinden olanlara : Bu yaptığınız suçtur… Tek başına bir adama 20 kişi saldırıp da elindekini alıp kovalamak esnaflık ve de ticari rekabet değildir…  Korkutarak , zorbalıkla ticaret yapılmaz diyecekler mi? Bilmek isterim...

Mesela;

Kürt Kökenliler de gerçekten reset edecekler mi kafalarındaki geçmişi…Yoksa sadece diğer kesimlerin mi re-set etmesi gerekiyor?

Akil adamlar ve Başbakanımız da özetle:

“Toplumsal huzur için şehit aileleri de bağırlarına taş bassın… Geri kalanlar da  30 yılı unutsunlar…çünkü hepimiz  toplumsal huzur ve BARIŞ istiyoruz… Başka kanlar dökülmesin“  diyor…

Ben büyüklerimi dinlemeyi severim de bir şey sormak istiyorum:

30 yılı unutuyorum ve bugüne bakıyorum…

Ben bugün, devleti bırakın bir bireye.. hem de şahitler önünde  “ya bana şunu vereceksin ya da senin kanını dökerim” diye tehdit edersem…
Bana ne olur?

Savcı iddianamesinde bu eylemimi nasıl adlandırır? Hakim nasıl bir ceza verir?

Pardon yanlış sordum…

Geçmiş af edildi ama bugün cezamı alırım… af edilen dün dahil yaptıklarımdı… Bügün yeni bir sayfa…


Peki o zaman, dün ceza evlerinde olanların hepsi bugün dışarıda olacaklar değil mi?

Toplumun bir kısmının dünü unutulacak ama bir kısmının dünü hep hatırlanacak… Üstelik de bu unutma/ af etme imtiyazından en fazla can yakanlar yararlanacak... Ve üstüne üstlük de Anayasamızın nasıl hazırlanacağı konusunda en etkili organ olacaklar çünkü istedikleri sonuçlar olması kaydıyla BARIŞ kabulleri…

Ben de diyorum ki… o zaman bu ülkenin vatandaşlarından birisi olarak benim önerim de:

Eğer PKK geçmişi hafızalardan silinecekse Silivri ve tüm ceza evlerindeki tutuklu ve mahkumların geçmişleri de silinerek özgür bırakılmalılar.

Hatta eski mahkumların sabıka kayıtları da silinmeli çünkü bu kayıtlar yüzünden, ne kadar tövbe etmiş, düzgün yaşayan olsa bile veya haksız hüküm giymiş olsa bile,  kaydında sabıkası varsa mahkumiyeti asla bitmiyor…

Üstelik de büyük bir kitlenin gerçekte masumken,  mahküm edilerek sabıka sabihi olduğu da  bu ülkenin bir gerçeği… Adi suçlarda bile… Gerekçesi ne olursa olsun,  bir masumun hüküm giymesi adaletin ayıbıdır… Hele de bu masumların sayısı da azımsanamayacak oranlarda ise… adalete güven duymak olası olabilir mi?

Bunu da reset edelim… sabıkları silelim, ceza evlerini boşaltalaım ve bugünden sonrasına bakalım…

Zaten bunlardan hangisi  PKK kadar can yakabildi?  Onu af edebiliyorsak neden diğerlerine haksızlık yapalım?


Sayın Başbakanımız şiir okuğu için hapishaneye kondu ve yıllardır bu mağduriyetini unutamadan anlatıyor… O da unutsun bu olayı…Üstelik de  o şiir yüzünden ceza evine  girmiş olmasının getirdiği mağduriyetinin bugün Başbakan olmasında büyük etkisi var… Oğlunu şehit edenler bile reset ediyorsa bu teklifi açan Başbakanımız da reset edecektir geçmiş acılarını…

“Tüm Darbeciler yargılanacak “ sloganıyla çıkılan yolda gördük ki gerçekte yargılanmaya çalışılan sadece 28 Şubat…  O yüzden 28 Şubat mağdurları da unutsunlar diyeceğim… aynen 12 Eylül mağdurları gibi, Maraş Katliamı, Sivas katliamı vs… mağdurları gibi….

Reset edelim…

O kadar çok reset edilecek var ki...

Gerçekten her şeyi reset edelim ve oturup uzlaşmalarla yeniden her bir  vatandaşı eşit şekilde koruyan bir anayasa yapalım… Öyle bir anayasa olsun ki… kiç bir vatandaş… hiçbir zümre diğeri üzerinde egemenlik kuramasın…

Herhangi bir vatandaşa bir milletvekili, bir devlet memuru (Cumhurbaşkanı da bir devlet memurudur) köle muamelesi yapamasın…. Patronun o vatandaş olduğunu idrak edebilsin…

Adalet adamına göre işlemesin…. Karşısına Başbakan Erdoğan ile normal bir vatandaşın husumet dosyası geldiğinde, eğer sıradan vatandaş haklıysa, Hakim rahatlıkla  Başbakan Erdoğan’a cezasını verebilsin…

Bir milletvekili oğlu karakolda polisleri sıraya dizemesin…

Yozlaşmış olan sistemi de, geleneklerimizi de, ahlak yapımızı da düzeltmeye dönük bir anayasa yapalım….

İşte o zaman ben varım bu süreç içinde…Reset etmeye de hazırım ama belli bir guruba tanınacak imtiyazlar için asla hiçbir şeyi reset etmem çünkü tüm kitlelerin sorunu zaten belli zümrelere tanınan imtiyazlar yüzünden ortaya çıkıyor…

Atalarımız ne demişler “Biri yer Biri Bakar Kıyamet Ondan Kopar”

Bunca belirsizlik dolu kara duman kalkıp da ortalık aydınlandığında…

PKK nın yıllardır taşıdığı bayrağı artık belli bir adrese dikmesi gibi  OLDU DA BİTTİ MAŞALLAH  olmaz da,  umarım bir bilenlerin iddia ettiği gibi aynı ülkede aynı bayrak altında tüm vatandaşların haklarına EŞİT saygılı gösterilmesiyle toplumsal barış sağlanmış olarak huzurla yaşar oluruz…

Bilirsiniz ; bazen hatalı bir neşter kullanımı yüzünden  pipi gider…ve geri dönüşü de yoktur…




14 yorum:

  1. Daha şeffaf bir dünya için senin gibi hepimiz bazı eleştiriler getirmeliyiz. Bu arada çok zaman oldu :)

    YanıtlaSil
  2. selam dost.. çok oldu haklısın ama bundan sonra öyle çok ara vermemeye gayret edeceğim...
    herkes yazmalı bence... herkes fikrini söylemeli... madem ki soruluyor...cevaplamalı... halka sorulması çok güzel ama halkın da sahtekarlık etmeden cevaplaması gerek ki gerçeklerle yüzleşelim ve ondan sonra da asgari müştereklerde buluşarak bir arada yaşamayı öğrenelim...

    YanıtlaSil
  3. Sonuna kadar katılıyorum. Çok yerinde bir yazı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. teşekkürler, aslında her birimiz yazmalıyız düşüncelerimizi diye düşünerek yazdım...

      Sil
  4. şüphe ve korkular var maalesef, barış umuduna gölge düşüren...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Maalesef... keşke olmasaydı....

      Sil
  5. Bunun barış süreci değil, bölünme süreci olduğunu elbette hepimiz biliyoruz. O yüzden o "akiller" gittikleri her yerde tepki alıyorlar. Ben dürüst olacağım: "Yavrum!" diye haykıran bir şehit annesine kimsenin bir şey anlatabileceğine inanmıyorum. Bu şekilde bana gelip konuşmak isteseler, ben de dinlemem. Çünkü amaç belli.

    Yazınız güzel. Sorgulamalar, tespitler çok yerinde. Tebrik ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. teşekkür ederim.... dilerim yanılırız...

      Sil
  6. Uzun sayılabilecek bir aradan sonra yazılarına kavuşmak mutlu etti. Hoşgeldin. Her zaman olduğu gibi iyi yazılar...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim... ben de özledim burada yazmayı... daha sık yazmaya gayret edeceğim... seni de izliyorum oldukça yakından...

      Sil
  7. Lübnan'da yaşayan 10bin Giritli (malum diaspora) Türkiye'ye taşınmaya hazırlanıyor öte yandan. yangın & dolu meselesi..
    seni okumayı özledim ayrıca.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ortadoğuda öylesine aktif çalışılıyor ki... sadece LÜbnan'daki Giritliler değil çok daha fazla kitlelerin göçleri zorunlu kılınacak... yeniden biçimlendiriliyoruz... burada bir sürü saçma sapan gündemle meşgul edilirken...

      ben de özledim yazmayı... az kaldı... sevgilerimle...

      Sil
  8. bu süreçle ilgili kaygı ve endişelerin olması çok doğal..
    sürecin belirsizliği, hükümetin özgürlükleri tehdit eden pek çok icraatları, v.s..gibi nedenlerle..
    ama doğrusunu isterseniz ömrü boyunca insana, insanların eşitliğine, barışa doğaya herşeyden çok önem veren insanların milliyetçilerle,ulusalcılarla benzer düşüncelerin içine girmeleri çok üzücü geliyor bana..
    onlar için vatan,bayrak,v.s gibi şeyler kutsaldır ve insandan doğadan herşeyden daha önemlidir. vatan bayrak sözkonusu ise geri kalan hiçbir şeyin önemi yoktur. yüzlerce binlerce insanın bombalarla parçalanması, doğanın tahrip olması, v.s.. çok önemli değildir. olur böyle şeyler..
    bu hükümetin yaptığı en iyi ve en akıllıca şey bu barış süreci..
    benim için insanların ölmemesi doğanın tahrip edilmemesi herşeyden daha önemli..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. eğer içinde olunan barış süreeci olsaydı sana "haklısın" diye bir cevpa verecektim ve inan bunu yapmayı da çok isterdim... bu barış süreci değil tam tersine savaş sürecinin başlangıcı.... nokta.

      Sil

Bunlar da ilginizi çekebilir...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...