4 Haz 2012

Uluslararası Çatışma Kurbanı Masum Çocuklar Günü




19 Ağustos 1982 tarihinde, Birleşmiş Milletler Filistin özel oturumunda, İsrail savaşı kurbanları olan büyük sayılardaki  Filistin ve Lübnan'lı, masum çocukların anısına 4 Haziran günü Uluslararası Çatışma Kurbanı Masum Çocuklar Günü  (International Day of Innocent Children Victims of Aggression) olarak kabul edildi.

Bu günün amacı, dünyanın çeşitli yerlerinde, fiziksel, zihinsel ve ruhsal olarak sömürülen çocukların çektikleri acıları duyurmak, bu tip sömürülerin önüne geçilebilmesi için gerekli bilinci sağlamak... 



Bugün çocuk haklarının hatırlatıldığı ve gerekliliğini teyid eden bir gün... 

Bugün ve her gün... sessiz kalmayalım çocukların sömürüsüne.. onlar bizim çocuklarımız.. onlar nesillerin geleceği...






Size, Bir Gün net araştırma dosyalarından kopyaladığım bir Türkiye dosyasını aşağıda sunmak istedim..Uluslararası Çatışma Kurbanı Masum Çocuklar deniyorsa da amaç olarak Şiddet Mağduru Çocuklar genelidir.. Ben de öyle bakmak istedim bugüne.. 


Dosya  tarihi eski olmasına rağmen güncelliğini artmış rakamlarla korumakta.. 





İnci Hekimoğlu
Yeniden Sağlık ve Eğitim Derneği'nin İstanbul ve Diyarbakır'da yaptığı araştırma, çocuğa yönelik ticari cinsel sömürünün vardığı noktayı gözler önüne serdi. Özellikle İstanbul ve Diyarbakır'da sömürünün en belirgin örneği olarak çocuk fuhşunun öne çıktığı ve sürekli artış gösterdiği belirlendi"


Kutsal Aile"de çocuğa yönelik cinsel istismar kayıtlara ender olarak geçse de yetkili ve ilgililerin tanıklığı gerçeğin altını çiziyor. Raporda, istismarcılar ise "baba, erkek kardeşler, amca ve dayılar, üvey babalar ve erken yaşta yapılan evliliklerde eşler" olarak sıralanıyor


Medyada, "17 aylık bebeğe tecavüz" ya da "12 yaşındaki A.S., 20 kişinin tecavüzüne uğradı" başlıklarıyla yer alan, ancak buzdağının çok küçük bir noktasını yansıtan örneklerle yeni dillendirilmeye başlanan çocuk istismarı konusunda yapılan araştırmada çarpıcı verilere ulaşıldı. Yeniden Eğitim ve Sağlık Derneği'nin, ECPAT ile birlikte yaptığı çalışmanın sonuçlarını içeren "Çocuklara Yönelik Ticari Cinsel Sömürü" (ÇTCS) raporu, özellikle İstanbul ve Diyarbakır'da çocuk fuhşunun, sömürünün başlıca biçimi olarak ortaya çıktığını ve sürekli artış gösterdiğini ortaya koydu.


Alan araştırması 2005 yılının Şubat ve Haziran ayları arasında yapılan ve geçtiğimiz ay tamamlanan rapora göre, Türkiye'de çocuklar, hem aile içinde hem de dışında, çeşitli biçimlerde ve derecelerde cinsel istismara maruz kalıyor. Çocukların karşı karşıya kaldığı cinsel istismar ise, çocukların ticari cinsel sömürüye maruz kalma riskini arttıran en önemli faktör oluyor.


Ancak aile içi şiddet yüksek olmasına rağmen, açığa çıkma oranının oldukça düşük olduğunun altı çizilen raporda şu tespitlere yer veriliyor:


"Görüşülen kişiler arasında yer alan seks işçileri, aile içinde yaşadıkları cinsel istismarın sonrasında fuhşa dahil olduklarını ifade etmektedir. Diğer çalışmalar da, aile içi şiddetin yüksek olduğunu, ancak bu yaşantıların nadiren açığa çıktığını desteklemektedir. Aile içinde uygun destek mekanizmalarının yokluğu, umutsuz koşullarda yaşayan bu çocukları evden kaçmaya itmektedir. Sokakta yaşayan ve cinsel sömürüye maruz kalan çocuklarla yapılan çeşitli araştırmalarda, aile içi şiddetin çok yaygın olduğu görülmektedir (ailede istismara maruz kalma oranları yüzde 70 ile yüzde 80 arasındadır).


Kızlar erkeklere göre aile içinde tüm istismar biçimlerine daha fazla maruz kaldıklarını belirtmektedir. Kızlara yönelik şiddet, çoğunlukla aile içindeki erkek figürler tarafından gerçekleştirilmektedir: sıklıkla baba, beraberinde erkek kardeşler, amca ve dayılar, üvey babalar ve erken yaşta yapılan evliliklerde eşler. Fiziksel istismar başlıca istismar biçimi olduğunda, cinsel istismardan daha sıklıkla bahsedilmektedir."


Aile içi cinsel istismarın Türkiye'de çok hassas bir konu olması nedeniyle açığa çıkmasını engelleyen unsurların varlığına işaret edilen raporda yer verilen tanık ifadeleri ise tabloyu belirginleştirmeye yetiyor:


"Sıklıkla açığa çıkmasa da, çocuklarla çalışan uzmanlar aile içinde cinsel istismara maruz kalan çocuk sayısının yüksek olduğunu belirtmektedir. Ankara'da yapılan görüşmelerde, acil serviste çalışan doktor ve hemşireler, cinsel istismara uğrayan çocukların haftada en az iki ya da üç kez hastaneye getirildiğini, başvuru şikayeti olarak da çoğu kez aile tarafından farklı sebepler öne sürüldüğünü belirtmektedirler.


Böylece aile içi şiddetin yaygınlığı da gizlenmektedir."


Ancak bu tanıklıkların raporda yer almasa da ortaya koyduğu bir başka gerçek ise, başta doktorlar olmak üzere sağlık personelinin de sorumlulukları konusunda bilgisiz ya da isteksiz olduğu. Şiddet görmüş bir çocuğu, adli birimlere bildirmemek, çocuğun tedaviden sonra tekrar aile tarafından götürülmesine göz yummak, kadına yönelik şiddet sorunundaki, yetkili ve ilgililerin tutumlarıyla benzerlikler gösteriyor.


Nitekim raporda da '"Ailenin kutsallığı' , sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel bütün ilişkilere yansımakta ve bu kabul kurumların işleyişini de etkilemektedir." deniliyor. Bu tutumun, medyada da yaygın olduğu belirtiler raporda bir gazetenin yöneticisinin "pekçok örnek olayın kamuoyuna duyurulamadığını ve medyanın bu duruma ışık tutmaya henüz hazır olmadığını belirttiği"ne dikkat çekilirken, çocuğa yönelik ticari cinsel sömürünün artmasının nedenleri de sıralanıyor:


"Türkiye, çocuk haklarının korunmasını olumsuz yönde etkileyen ve özellikle ÇTCS olmak üzere çocukları çeşitli sömürü biçimlerine açık hale getiren ciddi sosyal ve ekonomik sorunlarla karşı karşıyadır. Özelde göç etmiş çok sayıda ailenin içinde bulunduğu fevkalade istikrarsız koşullar, daha genelde aile içi şiddetin yaygınlığı ile diğer sosyal ve ekonomik zorluklar, sokakta yaşayan çocuklar sorununun büyümesine neden olmakta ve etkisiz koruma sistemini beraberinde getirmektedir.


Göç sonrası ortaya çıkan en önemli sorunlardan biri olarak, özellikle büyük ve büyümekte olan kentlerde oluşan varoşlar, başka bir ifadeyle "gecekondu" bölgeleri gösterilmektedir


Varoş bölgelerine dair manzara pek iyi durumda değildir. Temel ihtiyaçlar çok kısıtlı düzeyde karşılanmakta, yoksulluk ve güç yaşam koşulları göçle tetiklenen ve medya tarafından yaratılan "imrenilen güzel yaşamlar" la çatışmaktadır. Bunun yanı sıra insanlar kendilerini "geleneksel yaşam tarzı" ile uyum sağlamaya çalıştıkları "modern yaşam tarzı" arasında sosyal bir çatışmanın içinde bulmaktadırlar. Tüm bunlar, aile içinde gerginlik yaratmakta ve çocukların uygun ve koruyucu bir çevre içinde gelişmelerini engellemektedir. Bunun sonucunda da, çocukların sömürüye maruz kalma riskleri artmaktadır."


Tanıklar
"KURUMUMUZA 
toplumun değişik kesimlerinden müracaatçı gelmektedir. Yaşanılan sorunlara bakıldığında ise aile içi şiddet ve cinsel istismar başvuru nedenleri arasında ön sırada yer almaktadır." (EPÎ-DEM Eğitim ve Psikolojik Danışmanlık Merkezi - Diyarbakır) "Akşam 7'den sonra bir kız çocuğu camı silerken düştü, merdivenlerden yuvarlandı diye geliyorsa mutlaka evde tacize uğramıştır. Çok defa karşılaştık. Tutanak farklı şekilde hazırlanıyor. Aile zarar görmesin diye."
(Doktor - Ankara)


"Bana abim tecavüz etmeye kalktı. Ben de o zaman evden kaçtım. Sokak, pavyon derken buraya geldim."
(Seks işçisi İstanbul)


Uluslararası STK: ECPAT
ECPAT (Çocuk Fuhuşu, Çocuk Pornografisi ve Cinsel Amaçlı Çocuk Ticaretine Son) ÇTCS'nin tüm biçimlerini ortadan kaldırmak için çalışan bir sivil toplum kuruluşu. Merkezi Bangkok, Tayland'da bulunmaktadır ve çalışmalarına 1990 yılında Asya ülkelerinde turizmle bağlantılı çocuk fuhşuna karşı yürüttüğü bir kampanyayla başladı. I996'da, Stockholm, İsveç'te gerçekleştirilen Çocuklara Yönelik Ticari Cinsel Sömürüye Karşı İlk Dünya Kongresi'ne 122 hükümet temsilcisi, sivil toplum kuruluşu ve diğer hükümetler arası kurum temsilcisi katılmıştır. Bu kongrede, temsilciler çocuklara yönelik ticari cinsel sömürü sorununun varlığını kabul etmişler ve "Stockholm Deklarasyonumdan Eylem Planı" adıyla ÇTCS'ye karşı Ulusal Eylem Planları geliştirmeyi üstlenmişlerdir. Daha sonra ECPAT, bu Eylem Pla-nı'nı izlemekten sorumlu uluslararası bir ağ (network) oluşturmuştu. Bu ağ, şu anda dünya çapında 79 ülkeyi kapsayan bir boyuta ulaştı.


"YENİDEN"in çalışma alanıYENİDEN Sağlık ve Eğitim Derneği 2002'de psikiyatrist, psikolog ve eğitimciler tarafından kurulmuş, kâr amacı gütmeyen sivil toplum örgütüdür. Temel ilgi alanları bağımlılık, psikolojik travma ve eğitim olup hedef grubu risk altındaki çocuklar. Derneğin amaçları ruhsal ve bedensel açıdan sağlıklı bireylerden oluşan bir toplumun oluşmasını sağlamak, insanların sosyal, kültürel ve psikolojik açıdan gelişmesine yardımcı olmak, bireylerin yaşam kalitesinin artmasını sağlamak, gençlerin ve yetişkinlerin ruhsal ve sosyal sorunlarla başa çıkabilmelerini sağlayacak yeni toplumsal ve kişisel beceriler kazanmasına yardımcı olmak amacıyla gerekli araştırmaları yapmak, koruyucu ve tedavi edici sağlık hizmetleri sunmak, eğitim programları hazırlamak ve yürütmektir.


YENİDEN, 2002'de İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü'yle işbirliği içinde İstanbul'da sokakta yaşayan çocuklara yönelik psikososyal destek programı yürütmeye başladı. Bu projeyle, ÇTCS konusunda çalışmalarını başlattı. 2006 itibariyle sokakta yaşayan, cezaevinde kalmakta olan, madde kullanan veya bu bağlamda risk altında olan çocuklara yönelik psikososyal destek programları yürüyor.


Araştırma sorumluları: Doç. Dr. Kültegin Ögel (Psikiyatrist), Abdullah Karatay (Sosyal Hizmet Uzmanı), Araştırma koordinatörü: Harika Yücel (Psikolog), İstanbul alan araştırması: Özgür Özel (Halkbilimci), Diyarbakır alan araştırması: İrfan Polat (Sosyal Hizmet Uzmanı), Literatür taraması: Özgür Özel (Halkbilimci)


Üst düzey kamu görevlileri, bazı sivil toplum kuruluşları, uzmanlar, medya, hatta çocuk alanında çalışan araştırmacılar bile çocukların erken yaşta ve zorla evlendirilmesini, çocuğun cinsel sömürüsü ve çocuk hakları ihlali olarak görmüyor


Yeniden Eğitim ve Sağlık Derne-ği'nin "Çocuklara Yönelik Ticari Cinsel Sömürü" (ÇTCS) Raporu'-nun, "ÇTCS'nin yerel bir biçimi" olarak yer verdiği; "zorla evlendirme ve erken evlilikler" bölümü bir Türkiye gerçeğini ortaya koydu. Araştırma, kız çocuklarının zorla ve küçük yaşta evlendirilmesinin kamu yetkilileri bir yana, sivil toplum kuruluşları hatta sosyolog, doktor gibi ilgililerce bile "cinsel sömürü" olarak görülmediğini belirledi. Daha da ötesi, yaygın görüşün bu tür evlilikleri; "çocukları ve aileyi korumaya yönelik geleneksel dayanışma sistemi" olarak değerlendirmesi. Buna karşın rapora göre, erken evliliği ve zorla evlendirilmeleri bir "çocuğun ticari cinsel sömürü" biçimi, bir çocuk hakları ihlali olarak görenlerin sayısı ise oldukça az. Örneğin raporda, İstanbul Vali Yardımcısı'nın erken yaşta ve zorla evlendirilen kız çocuklarının durumuna ilişkin değerlendirmesine yer verilen bölümdeki aktarımlar şöyle:


İstanbul Vali Yardımcısı, bu evliliklerde para ya da başka bir karşılık söz konusu olsa da, burada 'çocuğun satılması' gibi bir ifadenin geçerli olmadığını belirtiyor. Vali Yardımcısına göre bu evliliklerin çoğu, geleneksel değerler içinde, aileler tarafından çocukları koruma amaçlı gerçekleştiriliyor." Bu evliliklerin geleneksel yapı içinde "olağan ve anlaşılır" olduğunu vurgulayan pek çok kişinin, gerekçelerini kültürel olarak kabul görmüş kavramlarla bağlantılan-dırması dikkat çekerken, araştırma, bu görüşün ulaştığı vahim noktayı şu cümlelerle ifade etti:


"Bu aynı zamanda, çocuklara yönelik ticari cinsel sömürünün meşrulaştırılması anlamına geliyor. Yaygın anlayış ÇTCS'yi fuhuşla sınırlı olarak ele alıyor, ancak bu anlayış ticari cinsel sömürünün kapsamını da sınırlıyor. Bazen, çocuk evlilikleri cinsel bir sömürü biçimi olarak değil, ekonomik bir sömürü biçimi olarak kabul ediliyor.


Bazı STK temsilcileri ise, geleneksel yapının kendisi göz önüne alındığında ticari bir sömürünün söz konusu olmadığını, ancak bu evliliklerin çocuğun ticari cinsel sömürü mağduru olmasında en azından bir risk faktörü olduğunu belirtiyor."


MEDYA DA İSTİSMAR EDİYORMedya'da da çocuğa yönelik cinsel ve ticari sömürünün, "kutsal aile" kavramı içinde "tabu" olarak görüldüğünün altını çizen rapor, bunda konunun hâlâ yeni olması ve genellikle gizli kalmasının da rolü olduğunu belirterek, medyanın perspektifine ilişkin araştırma sonuçlarına yer verdi:


"Medya çalışanları, çocuklara yönelik ticari cinsel sömürünün varlığından haberdar olduklarını, bu tür haberlerin kendilerine sık sık geldiğini ifade ediyorlar. Ancak 'sıra dışı' örnekler olmadığı sürece bu tür haberlerin yayınlanmadığı belirtiliyor (bir vakayı sıradışı yapanın ne olduğu tanım-lanmamıştır). Bu vakalar, farklı başlıklar altında ele alınıyor. En belirgin örnek olarak verilen, bir 'namus' cinayeti gerçekleştiğinde altında bir cinsel istismarın sözko-nusu olduğudur. Bununla birlikte, cinsel istismar sıklıkla çürütülmekte veya ortadan kaldırılmaktadır (daha önce verilen örnekte görüldüğü gibi, bir kız çocuğunun dedesi tarafından uğradığı cinsel istismarın ortaya çıkmaması için, yine dedesi tarafından öldürüldüğü olayda, medyada yalnızca öldürme eylemi ele alınmıştır).


Haberlerin seçilme kriterleri net olarak tanımlanmıyor. Ancak bazı gazete yöneticileri bu tür haberlerin yayınlanmasının 'geleneksel aile yapısına zarar verebileceği için' yasalarca engellenmiş olduğunu iddia ediyor. Bu durum, en çok aile içi cinsel istismar söz konusu olduğunda göze çarpıyor. Ancak, konu hakkında görüşülen hukukçular, bu yönde bir yasaklamanın bulunmadığını belirtiyor. Sosyal baskı mekanizmalarının, medyada da güçlü bir şekilde yerleşmiş olduğu ve bunun medyanın oto-sansür uygulamasıyla bağlantılı olduğu görülüyor."


Medya etiğine daha fazla ihtiyaç olduğunun altı çizilen raporda, gazeteciler ve medya şirketlerinin, çocuk hakları, bu haklara saygı duyma sorumluluğu, bu hakların ihlalini açığa çıkarma yetkisi gibi konularda far-kındalıklarının olmadığı belirtildi. Medyanın, halka taşıdığı bilgiler aracılığıyla, çocuklara yönelik ticari cinsel sömürüye karşı yürütülen mücadelede çok önemli bir rol oynayabilecekken, tersine empati ve duyarlılığının oldukça düşük olduğu da raporun önemli tespitleri arasında yer aldı:


"Şu anda medyada, çocuklar konusunda çok az bir empati ve duyarlılık sözkonusu-dur. Sokakta yaşayan mağdurlara ilişkin en sık kullanılan nitelendirmeler, 'balici', 'kapkaççı', 'köprü altında yaşayanlar' ve 'tehlikeli çocuklar' gibi ifadelerdir. Bu küçültücü ifadeler, mağdur ve dışlanan çocuklara yönelik şiddetli bir ayrımcılık içeriyor."


İLK MAĞDURİYET AİLEDENRaporda yer alan bir diğer önemli tespit ise, cinsel sömürüye maruz kalan veya sokakta yaşayan çocukların neredeyse tamamının aile içinde ihmal ve istismar yaşadığı gerçeği oldu. Ticari cinsel sömürüye maruz kalan çocukların sadece dörtte birinin anne ve babasının sağ olduğu ve birlikte yaşadığı da belirtilen raporda, toplumun mağdur çocuklara ilişkin değerlendirmesinin bulunduğu vahim nokta şöyle ifade edildi:


"Toplumdaki hâkim bakış, ÇTCS mağduru çocukların bu sömürü ilişkisini kendilerinin seçtiği ve isteyerek sürdürdükleri yönündedir. Çocukların, manipülasyon, ihlal ve sömürü mağduru olduğuna ilişkin kavramsallaştırma toplumsal farkındalıkta yer edinmemiş durumdadır."


Söz konusu vehametin çocuğa ilişkin alan çalışması yapanlarda bile görüldüğünü ortaya koyan rapor, bu bakış açısından değerlendirme yapanların sözlerine de yer verdi: "Ticari cinsel sömürüye yeniden dahil olan çocuklar, bu ilişki içinde kendilerini sömürülen kişi olarak görmeyen çocuklardır; zorla bu sömürüye maruz kalanlar ise ailesinin yanına dönerek onlarla tekrar bütünleşebiliyor." Rapor, cinsel sömürü mağduru çocuklara yönelik bu tutumun, sömürünün nedenleri ve çocuk üzerindeki etkilerinin yanı sıra, çocuk haklarına ilişkin farkındalıkta da toplumda önemli bir eksiklik ve çarpıklık olduğunu açığa çıkardı.


Tanıklıklar
"PARA 
karşılığı evlendirmelerle ilgili şunları söyleyebilirim. Bunun toplumsal bir arka planı var. Türkiye toplumu patriarkal bir toplum. İşgücü olarak kadının istihdam edilmesi söz konusu. Evlendiğinde diğer aileye işgücü olarak gidiyor. Ayrıca genç kız, adet görmeye başlamışsa büyümüştür diye bakılıyor. Böyle olunca da evlenebilir diye düşünülüyor. Bir yandan başlık parasıyla bir alışverişten bahsedilebilir. Çok patolojik bir durum içermi-yorsa, buna sömürü ilişkisi olarak bakılmaz diye düşünüyorum.' (Sosyolog - istanbul)


"Ailenin çocuğunu mal karşılığında evlendirmesinin fuhuş olarak değerlendirilmesi doğru değil. Bu anlamdaki evlilikler çocuğu fu-huşa iten etkenler arasında olabilir. Ancak bunun çocuk fuhuşu veya ticaretiyle eş tutulması etik açıdan yanlış." (Avukat - Diyarbakır)


"Bu evlilikler ekonomik süreçler ve onların sosyal etkileri bağlamında bir dayanışma modeli olarak tanımlanabilir. Kentlerde yaşanan modernizasyon sürecinin karşısında yer almaktadır." (Sosyal Hizmet Uzmanı-İstanbul)


"Ben aslen Bingöllüyüm. 14 yaşında ailem beni başlık parası için Gaziantepli bir adam ile zorla evlendirdi. Eşim alkolikti ve kumar oynuyordu ve sürekli dayak yiyordum. Kumar sonucunda borç batağına girmişti ve beni arkadaşlarına pazarlamaya başladı. Bir süre böyle devam ettikten sonra evden kaçtım ve bu işi kendim yapmaya başladım." (Ticari cinsel sömürünün çocuk mağduru-D.Bakır)


"Bu çok hassas bir durum. Bir yandan bir toplumun gelenekleri diğer yandan da çocukların iradeleri dışında evlendirilmeleri söz konusudur. Kısacası şunu söyleyebilirim çocukların bu şekilde evlendirilmelerini ticari cinsel sömürü olarak değerlendirmiyorum. Ancak bu şekildeki evlilikler çocuğu cinsel sömürü mağduru da edebiliyor" (EPİ-DEM Eğitim ve Psikolojik Danışmanlık Merkezi - Diyarbakır)


"Cinsel sömürü' ve 'çocuk' kavramları yan yana kullanıldığında, birçok insana itici geliyor. Böyle bir olay haber niteliği taşısa bile birçok okuyucunun ve resmi denetim organlarının tepkisini çekeceği için genelde yayınlanmaz. Yayınlanması için çok özel bir durum içermesi gerekiyor. Örneğin Mardin'de yaşanan N.Ç. davası gibi." (Gazeteci - İstanbul)


"Mardin'de birçok kişi tarafından tecavüze uğrayan N.Ç. ,namus cinayetine' kurban gitmemesi için İstanbul'da yerini kimsenin bilmediği ve bilmemesi gereken SHÇEK'e bağlı gizli bir yurda yerleştirilmiş olmasına rağmen, gazetelerimizden birinin acar bir muhabiri tarafından kız çocuğunun kaldığı yurt büyük bir zafer edasıyla manşet haline getirilmiştir." (Gazeteci - İstanbul)


Merkeze 'cinsel istismar' akını
ÇOCUK 
İstismarını ve İhmalini Önleme Derneği Başkanı ve Gazi Üniversitesi Çocuk Koruma Merkezi Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Figen Şahin, "Türkiye'deki çeşitli araştırmalarda bölgesel farklılıklara göre cinsel istismar da yüzde 4 ile 37 oranında artış belirlendi" dedi. Gazi Üniversitesi Çocuk Koruma Merkezine son 5 yılda yarısından fazlası cinsel istismar olmak üzere istismara uğramış 2-16 yaş arasında 130 çocuğun getirildiğini belirten Şahin, bu çocukların çoğuna 6 ay kadar psikolojik tedavi uyguladıklarını kaydetti. İstismara uğramış çocuklara yaklaşımda sadece tıbbi tedavinin yeterli olmadığını söyleyen Şahin, olayın sosyal boyutunun çocuk için çoğu kez daha yaralayıcı olduğunu söyledi. Doç. Dr. Figen Şahin, özellikle cinsel istismara uğrayan çocuklara toplumda "namusu kirlendi" gözüyle bakılmasının çok üzücü olduğunu, bu nedenle ailelerin olayın duyulmaması için şikâyette bulunmadıklarını söyledi. Bu nedenle de suçluların başka çocukları taciz etmeye devam ettiklerini belirten Şahin, çocukluk döneminde fiziksel ya da cinsel istismara maruz kalan çocukların, tedavi edilmedikleri takdirde ise sağlıklı bireyler olarak yaşamalarının çok zor olduğunu kaydetti. Doç. Dr. Figen Şahin, çocuğun çoğunlukla en çok güvendiği bireyler olan aile üyeleri tarafından istismar edildiğini belirterek, bu durumda ailelerin olayı gizlemeye daha yatkın olduklarını vurguladı.


ÇTCS'nin İstanbul'da hem Avrupa hem de Asya yakasında gecekondu bölgelerinden, zengin alışveriş merkezlerine kadar birçok yerde önemli ölçüde arttığına vurgu yapılan raporda, bu sömürünün en yaygın biçiminin ise çocuk fuhşu ve çocuk pornografisinin dağıtımı olduğu belirtildi


Çocuğa Yönelik Cinsel Ticari Sömürü (ÇTCS)'nün boyutlarını gerçekçi biçimde saptamak ve "çocuk fuh-şu"nun yaygınlığını belirlemek amacıyla yapılan araştırma, İstanbul ve Diyarbakır'da durumun oldukça vahim noktaya geldiğini belirledi. Raporda, "Değişen bir örüntü olarak, bir dönem Uzakdoğu ülkeleri ve Rusya'ya giden, şimdilerde ise bu ülkelerden çocuk getirtmeyi tercih eden 'zengin çocuk seks sömürücüleri' (işadamları ve bürokratlar)" bulunduğu da çarpıcı tespitlerden biri olarak yer aldı.


Yurtiçi ve uluslararası çocuk ticaretinde İstanbul'un kritik bir öneme sahip olduğuna vurgu yapılan raporda, çeşitli şehirlerden ve komşu ülkelerden cinsel sömürü amacıyla getirilen çocukların, İstanbul'dan başka yerlere dağıtıldığı da belirtildi.


Bu belirlemelere rağmen ilgili ve yetkililerin bu problemle etkin bir mücadele stratejisi geliştirmesi gerekirken, problemi red-etme yönünde eğilim gösterdiği belirlenen araştırmada, göç alan iki büyük kent olarak İstanbul ve Diyarbakır'da çocuk fuhşunun yaygın ve artış gösteren bir sorun olduğu tespiti yapıldı.


ÇTCS araştırmacıları Diyarbakır'da görüştüğü pek çok taksi şoförü, seks işçisi, rehber öğretmen ve kadın örgütü temsilcisi, şehrin farklı bölümlerinde çeşitli yollarla fuhuş sömürüsüne maruz kalan çocuklarla karşılaştıklarını belirtirken, Raporda "ÇTCS'nin varlığı bilinmesine rağmen, ne yazık ki dikkate alınmıyor ve uygun yaklaşımlar geliştirilmiyor, bu problemle mücadele etmeye yönelik çok az şey yapılıyor. Bu probleme eğilecek daha fazla araştırmaya ihtiyaç var" denildi.


Raporda, hem İstanbul hem de Diyarbakır'da, ÇTCS'nin oluşmasında aynı nedenlerin etkili olduğu vurgulanarak, bu nedenler şöyle sıralandı: "Yoksulluk, işsizlik, eğitim sistemindeki boşluklar, değişen değerler, yasalarda ve bunların uygun şekilde uygulanmasındaki yetersizlikler ile risk altındaki çocuk ve ailelerine destek sunacak ilgili kuruluşların yokluğu.


Politik nedenler ve toplu göçler, bu bölgede yaşanan sorunlarda belirleyici faktörlerdir. Pek çok aile, ıggo'lı yıllarda köylerinden kente geldiklerinde yeni yaşamlarına uyum sağlamakta zorlanmıştır. Bununla birlikte, göç ve sonuçları ÇTCS'nin artmasında başlıca faktör olarak gösteril-memelidir."


SOMUT DURUM POLİSİ YALANLIYORAraştırmacıların sorularına Ahlak Polisi ve Çocuk Polisi, çocuk fuhşunun henüz organize işleyiş içinde olmadığı yanıtını verirken, bir polis memurunun çelişkili açıklamaları dikkat çekti. Rapora göre, söz konusu polis memuru görüşmede, çocuk fuhşunun kritik bir boyuta ulaşmadığı ve organize suç ağları tarafından yürütülmediğini iddia etmesine rağmen, hemen ardından bu kez, sömürüye maruz kalan yaklaşık 50 çocuğun belirlendiğini ve bu sömürünün 'sektör' haline geldiğini söyledi.


Bu durumu "Çocuklara yönelik cinsel istismarın suç ağları tarafından organize edildiğini kabul etmekte isteksizlik söz konusudur. Polis memurlarıyla yapılan görüşmelerde dikkati çeken en önemli nokta, fuhuş sömürüsüne maruz kalan bir çocukla karşılaştıklarında bu duruma yeterince müdahale edemedikleri ve yapacak pek fazla bir şeyin olmadığı duygusudur" yorumuyla değerlendiren raporda şu tanıklığa da dikkat çekildi:


"Seks işçisi kişilerle yapılan görüşmelerde, çoğunun genç yaşta fuhşa dahil olduğu görülüyor. Çoğu durumda, aracı kişiler tarafından, zorla evlendirme sonucunda ya da aile içinde cinsel sömürüye maruz kaldıkları dikkati çekiyor."


İSTANBUL'DA ÖNEMLİ ORANDA ARTTIÇTCS'nin İstanbul'da hem Avrupa hem de Asya yakasında gecekondu mahallelerinden, zengin alışveriş merkezlerine kadar birçok yerde önemli ölçüde arttığına vurgu yapılan raporda, bu sömürünün en yaygın biçiminin ise çocuk fuhşu ve çocuk pornografisinin dağıtımı olduğu belirtildi.


"İstanbul, hem Türkiyeli hem de yabancı mağdur çocukların istismarla karşılaştığı bir kavşak olmasına rağmen, cinsel amaçlı çocuk ticareti hakkında oldukça az bilgi toplandı" denilen raporda şu noktanın da altı çizildi:


"Görüşülen kişilerin çoğu, bu problemin hızla büyüdüğünü ifade ederken, bazıları ise bunu kabul etmekte hâlâ isteksizdir. İstanbul Vali Yardımcısı, sömürüye maruz kalan kişi sayısında bir artıştan ziyade konu hakkındaki bilgi ve farkındalıkta bir artış olduğunu ifade ediyor."


İstanbul'daki bu hızlı artışı, göç, işsizlik, yoksulluk, kent içinde sürekli büyüyen 'varoşlara eğitim, sağlık, ulaşım ve iletişim gibi temel altyapı hizmetlerinin gerektiği gibi ulaşmamasına bağlayan araştırmada, polis ve jandarma kayıtlarına dayanarak, 1990'lardan bu yana, göçe paralel olarak suç oranlarının da yükseldiğine dikkat çekildi.


Evden kaçan çocukların büyük kısmının İstanbul'a geldiğine ve "barınacak yer" sorunlarını çözen kişiler tarafından sömürüye maruz kaldığına değinilen raporda şöyle denildi: "Denetim, gözetim ve koruma mekanizmalarının eksikliği, bu çocukları, sömüren ya da sömürüye aracılık yapan kişiler için açık birer hedef haline getiriyor. Erkeklerin çoğunun, yaşadıkları yoksulluk ve sevgisizlikten kaynaklı, kolay para kazanma kaygısıyla; kız çocuklarının ise aynı nedenlere ek olarak aile içerisinde maruz kaldıkları baskı ve şiddetin de etkisiyle evlerini terk ettiği belirtiliyor."


AKSARAY, TAKSİM, ETİLERÖzellikle Aksaray civarında, yurtdışından gelen çocukların çeşitli bar ve otellerde sömürüye maruz kaldığını tespit eden araştırma, bu alanların hem çocuk ticareti hem de fuhuş sömürüsünün en fazla gerçekleştiği yerler olduğunu belirlerken, sömürüye maruz kalan çocukların bilinenin aksine yalnız yoksul aile çocukları olmadığı, sosyo-eko-nomik düzeyi yüksek, özel okullarda eğitim gören çocukların da bu sömürüden payını aldığını ortaya koydu:


"Ataköy, Etiler, Moda, Polonezköy gibi bölgelerde yaşayan bazı çocuklar sömürüye maruz kalıyor. Bu bağlamda, çeşitli büyük alışveriş merkezleri, karşılaşma ve buluşma yeri olarak kullanılıyor. Eğlence sektörü çalışanları (bar-otel çalışanları, taksi şoförleri, seks işçileri) ve diğer mesleklerden gelen kişiler (seyyar satıcılar, otopark görevlileri ve turist rehberleri) ile görüşmeler yapılmıştır. Sömürünün genelde insan trafiğinin yoğun olduğu yerlerde başladığı ve gerçekleştiği, bununla beraber çok çeşitli ortamlarda sürdüğü belirtilmektedir. Beyoğlu ve Aksaray bölgelerinde yapılan gözlemlerde ise, kız ve erkek çocukların farklı noktalarda sömürüye maruz kaldığı görülmüştür. Sömürüyü gerçekleştiren kişiler, bu çocuklardan haberdardır ve onları diğer çocuklardan kolayca ayırt edebilmektedirler. Bu çocuklar, kontrol edemedikleri bir sömürü örüntüsünün içine çekilmekte ve çoğunlukla yaşamda kalmak için başka bir seçenek görememektedirler."


Raporun ortaya koyduğu vahim tespitlerden biri de erkek çocuklarının genelde tra-vestilerin çalıştığı bölgelerde ve masaj salonlarında tutulduğunu, kız çocuklarının ise özel evlerde tutulmakta olup telefon yoluyla bağlantıya geçildiği ya da belli otellerde buluşturuldukları oldu.


FİYATLAR YAŞA GÖRE DEĞİŞİYORTaksim ve Aksaray bölgelerinde gerçekleşen cinsel sömürüde, aracılık sisteminin görünür şekilde işlemediği gözlenmesine rağmen, çocukların cinsiyeti ve yaşına göre ücretlerin, semtlerin, gerçekleşme yollarının farklılaştığı belirtilen raporda, şu bilgiler yer aldı:


"Beyoğlu, Karaköy, Kadıköy ve Eminönü bölgelerinde sokakta sömürüye maruz kalan çocuklar için ödenen ücret 20 YTL'den başlıyor. Buralarda, sömürünün nasıl organize edildiği bilinmiyor. Aksaray bölgesinde ise, bir aracı kişinin yönettiği evlerde kalan çocuklar için ödenen ücretler ise 50-60 YTL'den başlayıp artıyor. Bar ve otellerde özellikle yurtdışından gelen çocuklarla gerçekleşen sömürü karşılığında 100 dolardan başlayan ücretler ödeniyor. Çocukların sömürüldüğü kentin diğer semtlerindeki pek çok 'lüks' otel ve barda da, benzer ücretler geçerlidir."


ÇOCUK PORNOGRAFİSİÇocuk pornografisine ilişkin kısmi bir araştırmanın yer verildiği raporda Çocuk pornografisi üretiminin olduğu tahminiyle yeriniliyor. Raporda, bir kaynağa göre Türkiye yapımı diye satılmakta olan filmlerin aslında yabancı ülkelerde üretildiğine dair bilgi verildiği, ancak, yerli CD'ler içinde ise, daha çok gizli kamerayla çekilen filmler olduğu ve bu filmlerde 18 yaş civarında gösteren gençlerin sömürüldüğü tespiti yer alıyor. Özel olarak bu konuya odaklanılmadığı için İstanbul'da küçüklerin dahil edildiği pornografik materyallerin üretiminin tam olarak tespit edilemediği de eklenen raporda "ancak bu, böyle bir problemin varolmadığı anlamına gelmemektedir" deniliyor.


Tanıklıklar
"ŞEHRE 
göç etmek zorunda bırakıldık. Kente gelmemizle beraber yoksul olduğumuz için kardeşlerim sokakta çöp toplayıcılığı yapmaya başladı, ben de aileme katkı sağlamak için bir inşaat şirketine sekreter olarak girdim. Çalıştığım esnada bir astsubaya aşık oldum ve onunla cinsel ilişkiye girdim. Aslında aşk değildi, evde yaşanan sorunlardan bıkmıştım. Çöp kokusu, yoksulluk... Beraber olduğum kişi bütün ihtiyaçlarımı karşılıyordu ve bana güzel bir yaşam vaat ediyordu. Ancak daha sonra adamın psikopat olduğunu anladım; ama artık çok geçti ve beni arkadaşlarına pazarlıyordu." (Seks işçisi, 16 yaşından beri fuhuşun içinde)


"Bir kadın müracaatçımızdan kendisi ve 15 yaşındaki kızının eşi tarafından fuhuşa itilmeye çalışıldığı, özelikle 15 yaşındaki kızını pazarlama yolluna girdiği bilgisini aldık. Ancak bu aile ile ikinci görüşme sonrasında ilişkiler koptu ve kadına bir daha ulaşamadık." (EPİ-DEM)


"Kurumumuzda müracaatçılarla yaptığımız görüşmeler ve alan çalışmalarında, son yıllarda illimizde çocuklara yönelik ticari cinsel sömürüde bir artış olduğunu gözlemliyoruz. Ancak sorunun boyutları konusunda sağlıklı bilgiye sahip değiliz." (DİKASUM)


"Etiler'de de farklı biçim ve nitelikte bir sömürü var. Ayakkabı atölyeleri gibi çeşitli atölye ve işyerlerinde çocuklar cinsel sömürüye maruz kalabiliyorlar." (Sosyolog)


"Burada dolaşan 15-16 yaşlarında bir kız var. Spastik bir annesi ve iki kız kardeşi var. Geçen akşam yandaki parkta orta yaşlarının üzerinde bir adamla sarmaş dolaş gördüm. Önce babası, abisi filan sandık ellemedik. Sonra adam kızı ve kardeşlerini büfeye götürüp yiyecek bir şeyler aldı. Çocukların mutluluğunu ve açlığını yemek yedikleri sırada görebilirdiniz. Sonra sarhoş adam kızı boynundan öptü. Biz de hemen adamın yakasına yapışıp kim olduğunu sorduk. Kız, abi valla bir şey yapmıyordu, sadece yiyecek bir şeyler aldı filan dese de biz pek inanmadık. Sarhoş p...nkBenB.....Emniyet Müdürü'nün oğluyum, dedi." (Dükkân Sahibi)


"Bu işler sektör halini almaya başladı. Mafyanın eli kolu herkese uzanıyor. Herkes birilerinden haraç yemekle meşgul. Polisi, taksicisi, barcısı, otelcisi herkes işin içinde. Hatta seni, beni de katabilirsin. Çözümün bir parçası değilsen sorunun bir parçasısın-dır. Bu çocuklar sokakta yalnız çalışmıyorlar. Arkalarında mutlaka birileri oluyor. Bu adamlar ya da kadınlar görünmez değiller. Doğru yerden bakmak gerekiyor." (Doktor)


"Bu adamlar yakalanırlarsa içerde başlarına gelecekleri biliyorlar. Onlar için koğuşlar ayrıdır ama birçoğunun şişlendiği haberleri gelir. Hapiste bile sevilmezler." (Polis memuru - Eminönü)


"Bizim bu civarlarda (Aksaray) öyle fahişelik yapan kız çok. Bizim iş gece biliyorsun. Onlar da gece çalıştığı için rahat rahat görebiliyorsun. Buralarda evlerde kalıyorlar. Kocamustafapaşa ve Fındıkzade semtleri civarında bir sürü ev var. Orada yaşıyor, telefonla istenilen yere gidiyorlar. Oldukça bakımlılar. 50-100 YTL'den başlayan rakamlarla çalışıyorlar." (Gece kulübü garsonu - Aksaray)


"Bir dönem Uzak Doğu'ya giden bu adamlar artık oraya gitmek yerine oradan çocukları getiriyorlar. İlk başlarda Filipinler, Rusya, Romanya ve benzer ülkelerden dadı getirtmekle başlayan bu furya daha sonra çocukların da getirildiği bir şekle dönüştü. Bu adamların çoğu evli, kimisinin torunu torbası var. Hepsi ekonomik olarak çok çok iyi durumdalar. İçlerinde saygın görünen birçok iş adamı ve bürokrat var." (Gazeteci - Gece Haber Sorumlusu)


Araştırma sorumluları: Doç. Dr. Kültegin Ögel (Psikiyatrist), Abdullah Karatay (Sosyal Hizmet Uzmanı), Araştırma koordinatörü: Harika Yücel (Psikolog), İstanbul alan araştırması: Özgür Özel (Halkbilimci), Diyarbakır alan araştırması: İrfan Polat (Sosyal Hizmet Uzmanı), Literatür taraması: Özgür Özel (Halkbilimci)


Polise 'çocuk pornosu' eğitimi
EMNİYET 
Genel Müdürlüğü, polislere "İnternette Çocuk İstismarı ile Mücadele Eğitici Yetiştirme Eğitimi" başlattı. Asayiş Daire Başkanlığı İnsan Ticareti ve Cinsel Suçlarla Mücadele Büro Amiri İbrahim Sarı, internet üzerinden yaygınlaşan çocuk pornosu ticaretini, bilgisayar kullanımının artışına bağladı. Sarı, internet üzerinden çocuk istismarı konusunda Interpol ve FBI ile ortaklaşa çalıştıklarını belirterek, "İnternetten çocuk pornosu indirmek, depolamak ve paylaşmak suçtur. Eğitimi tamamlayan personel, bölgelerinde, internet üzerinden cinsel istismar suçları işleyenleri belirleyip, bu maksatla kullanılan bilgisayarları inceleyecek. Resimlerin ve video görüntülerinin şifrelerinden yola çıkarak, bu tür fotoğraf ve görüntüleri indirenleri belirliyoruz" dedi. Emniyet Genel Müdürlüğü Asayiş Daire Başkanlığı tarafından, Antalya Emniyet Müdürlüğü Uncalı Sosyal Tesislerinde düzenlenen ve yarın sona erecek olan eğitime 13 ilden 24 personel katılıyor.





10 yorum:

  1. Çocuklara dokunuyorlarsa bir dünyada , canlarını yakıyorlarsa, göz kırpmadan öldürüyor, taciz ediyorlarsa, azarlayıp, dövüyor, dilendiriyor, kaçırıyor, istismar ediyorlarsa bizler de bunları görüp duyup bilip, hayatımıza hiçbirşey olmamış gibi devam edebiliyorsak ..O dünyanın sonu çoktan yazılmış demektir. Ne zaman böylesine insanlıktan çıktık ki?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. insanlıktan çıkmak kolaymış baksana.. insan kalmak erdem oldu... ve çocuklara yapılanlara tahammülüm iyice tükendi..

      Sil
  2. bunları yapabilenler insan değil ki!
    Cehennem varsın dimi.. Lütfen var ol...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. aynı düşüncedeyim..

      Sil
    2. Bence cehennem bile almaz ki bunları!!

      Sil
    3. bence cehennem bunlar için, cehennemin değişmez yerlileri, geri kalan arafta...yani afedilmeleri olası..

      Sil
  3. çocuklarla ilgili şeyler çok fena kalbimi titretir hep benim..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. aynen.. keşke herkesin titretse de bunlar yaşanmasa..

      Sil
  4. Bu yazını geçen gece epey geç bir saatte okudum..
    Ruhumun her zerresi sızladı sanki...

    Sektör haline geldiğini bilmiyordum...

    Konu; dünyanın en masum yaratıkları çocuklar..
    Vahşi hayvanlardan beter yaratıklar var!
    Konu buysa derhal asılmalılar bence!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hiç sorma bu nasıl bir sosyal yaradır nasıl bitirilecek hiç sorma.. insanlar geliştikçe anlar ve azalır diye düşünürdüm ama rakamlar tersini söylüyor.. son derece zengin son derece tahsilli tipler gittikçe çocuklara yönelir oldular ve özellikle uzak doğuya sırf çocuklarla seks için gidiyorlar..
      bence de asılmalılar..

      Sil

Bunlar da ilginizi çekebilir...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...