Bugünkü Sabah Gazetesi ' neden aynen copy-paste yaptım, ben kendim yorum yapmıyorum.. Her şeyin, her kesin bir özürü, geçerli nedeni var ise....
kadın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kadın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
13 Oca 2012
bu da bir başka çocuk evliliği haberi..
Etiketler:
aile,
çocuk gelin,
çocuk tecavüzü,
gelenekler,
gündemimdekiler,
kadın
6 Oca 2012
Berna Laçin'e ve Sağlık Bakanı'na Teşekkürler...
Hürriyet Gazetesinde bugün çıktı:
"Her tarafı skandal" haber için soruşturma
BOLU’nun Mudurnu İlçesi’nde 25 yaşındaki E.D. ile birlikte yaşayan ve nüfus kaydında 11 yaşında görünen 8 aylık hamile Z.Ç. ile ilgili Sağlık Bakanlığı soruşturma başlattı. Oyuncu Berna Laçin de olaya büyük tepki göstererek soruşturma başlatılmazsa suç duyurusunda
Etiketler:
berna laçin,
çocuk gelin,
çocuk tecavüzü,
gündemimdekiler,
insan,
kadın
5 Oca 2012
Yorumlu : 11 yaşında hamile
Bügünkü gazetelerin hepsinde var ama ben Sabah Gazetesinden aynen kopyaladım haberi.
Bolu'nun Mudurnu ilçesine bağlı Alpagut köyünde oturan 11 yaşındaki Z.Ç,rahatsızlanarak hastaneye kaldırıldı.
Gece saatlerinde Mudurnu Devlet Hastanesine götürülen kız, doktor kontrolünden geçirildi. 11 yaşındaki kızı muayene eden doktor, hamile olan Z.Ç'yi Bolu Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesine sevk etti. Nüfus cüzdanına göre 11 yaşında olan kızın bir de evli olduğu ortaya çıktı.
Eşi E.D'yle birlikte hastaneye gelen Z.Ç, tedavi altına alındı. Z.Ç'nin tedavi edilmesinden sonra eşi E.D, karısının hastaneye yatmasını kabul etmedi. Doktorlar 11 yaşındaki hamile kız çocuğunu imza attırdıktan sonra taburcu etti.
Şimdi ben birşeyler söylemek istiyorum, özellikle de bu sabah değindiğim hakların yasalaşması ve
Etiketler:
aile,
çocuk gelin,
çocuk tecavüzü,
gelenekler,
gündemimdekiler,
insanlık,
kadın,
körlük
5 Ocak 1999 Türkiye’de Bekaret Kontrolünün Yasaklanması
5 Ocak 1999 tarihinde sayın Bakanımız Hasan Denizkurdu imzası ile Adalet Bakanlığımız, genç kızlarımızı intiharlara sürükleyen zoraki bekaret kontrolünü bir genelge ile yasaklıyor.
Adalet Bakanlığının bu genelgeyi yayınlamasına sebep olan neydi? Kız yurtlarında zorla bekaret kontrolleri yaptırılıyor, bazı kamu kuruluşlarında evli olmayan kadınlardan bekaret raporları isteniyordu.
Ve bütün bunlara engel olmak için 1999 da çıkartılan genelge diyor ki:
TCK'nın 423'üncü maddesindeki kızlık bozma suçunun takibi de şikayete bağlı olduğu için ancak muayene olacak kişinin rızası halinde bekaret kontrolü
Etiketler:
bekaret,
bekaret kontrolü,
gelenekler,
gündemimdekiler,
kadın,
önemli günler
5 Ara 2011
Dünya Kadın Hakları Günü
5 Aralık Dünya Kadın Hakları Günü
‘’Kadın darağacına çıkma hakkına sahip olduğu ölçüde
konuşmacı kürsüsüne çıkma hakkına da sahiptir’’
Gouges
Kadın ve Kadın Yurttaş Hakları Bildirgesi’nin Özeti
Madde I: Kadın özgür doğar ve erkeklerle haklar bakımından eşittir. (…)
Madde II: Her siyasi derneğin amacı, kadın ve erkeğin, doğal ve daimi haklarını korumaktır. Bu haklar; özgürlük, mülkiyet, güvenlik ve özellikle baskıya karşı koymaktır.
Madde III: Her bir devlet gücünün esası kadın ve erkeklerin birliğine ve onların ulustaki varlıklarına dayanmaktadır. (…)
Madde IV: Özgürlük ve adalet diğerine ait olan her şeyin iadesinden oluşmaktadır. Böylelikle erkeğin daimi zulmüne karşı çıkma haklarını uygulamanın sınırı olmamaktadır. Sınırlar doğa ve akıl çerçevesinde düzenlenmelidir.
Madde V: Doğa ve akıl yasaları toplum için zararlı olabilecek tüm davranışları yasaklar. Bu yasaların izin verdiği ve ilahi yasaların yasaklamadığı hiçbir şey engellenemez. (…)
Madde VI: Yasa genel iradenin ifadesi olmalıdır. Bütün kadın ve erkek vatandaşlar şahsen veya bir vekil aracılığıyla yasanın oluşumuna katkıda bulunmalıdır. Bütün kadın ve erkek vatandaşlar yasanın önünde eşit olup; bütün rütbe, pozisyon ve resmi dairelere eşit ölçüde kabul edilmelidir. (…)
Madde VII: Hiçbir kadın bu yasaların dışında bırakılmayacaktır. Kadın belirli durumlarda yasalar önünde suçlanacak, tutuklanacak ve hapsedilecektir. Kadınlar da erkekler gibi, hükmü kesin olan bu yasalara bağlı olacaktır.
Madde VIII: Yasa sadece mutlak, açık ve gerekli cezalar vermelidir. (…)
Madde IX: Suçlu bulunan her bir kadına yasanın yaptırımları uygulanır.
Madde X: Kimse genel bir politika olsa bile, mahkûmiyetinden dolayı dava edilemez. Kadın darağacına çıkma hakkına sahiptir, aynı ölçüde konuşmacı kürsüsüne çıkma hakkına da sahiptir. (…)
Madde XI: Fikir ve düşüncelerin özgürce ifadesi kadın haklarının en değerli maddelerinden biridir, çünkü bu özgürlük babaların çocuklarıyla olan babalık bağlarını garanti altına alır. Böylelikle her kadın vatandaş onu gerçekleri gizlemeye zorlayan barbarca önyargılar olmadan “Ben bize ait olan bir çocuğun annesiyim” diyebilir.
Madde XII: Kadınların ve kadın yurttaşların haklarının güvence altına alınması, daha büyük bir yararı ortaya koyar. Bu güvence, bu hakların tanındığı kişilerin ayrıcalığı olmamalıdır, herkesin yararına hizmet etmelidir.
Madde XIII: Devletin giderleri ve idari giderler için kadın ve erkeklerin katkısı eşittir. Kadınlar bütün yükümlülük ve yorucu işlerde katkıda bulunurlar, bu nedenle görev, iş, talep, onur ve zanaatte de paylaşıma katılırlar.
Madde XIV: Kadın ve erkek yurttaşlar kendileri veya temsilcileri aracılığıyla vergilerin zorunlu olup olmadığına karar verme hakkına sahiptir. Kadın yurttaşlar, sadece varlıklarında değil, aynı zamanda resmi kurumlarda, vergilerin toplanması, bunların kullanılması ve süresinin belirlenmesi sürecine eşit oranda katılabildikleri takdirde bunu kabul ederler.
Madde XV: Vergi ödemesinde erkeklerle bir olan kadınlar, resmi devlet memurundan mali işlerle ilgili bilgi alma hakkına sahiptir.
Madde XVI: Hakların garantisinin olmadığı ve güçler ayrılığının belirlenmediği bir toplumun anayasası yoktur. Ulusu oluşturan bireylerin çoğunluğu yasanın biçimlendirilmesinde katkıda bulunmadıysa, o yasa yoktur ve geçersizdir.
Madde XVII: Birlikte veya ayrı olarak mülkiyet her iki cinsin hakkıdır.[…] Kimse ulusun asıl miras payından yoksun bırakılamaz[…]
1789 bildirgesinden hemen sonra ilan edilen ve bir önsöz ile 17 maddeden oluşan, Kadın ve Kadın Yurttaş Hakları Bildirgesi, her ne kadar önsözde cesaret gibi güzelliği de düşünen cinsiyeti tanımlasa da, kadınlar için sadece basit bir karşıt tasarı olmamıştır. Bu bildiride sık sık ulusu oluşturan her iki cinsiyet de ifade edilmiştir. Olympe de Gouges’in “l’homme” (Fr. ilk yaygın anlamı ile “erkek”, ikinci anlamı ile insan/şahıs) kelimesi yerine “kadın ve adam” sözlerini kullanmasıyla da her iki cinsiyet açıkça betimlenmiştir. Madde VII’de de kadınların ayrıcalığının olmadığı belirtilmiştir.
Her iki bildirgede de sürekli olarak özgürlük, eşitlik güvenlik, özel mülkiyet hakkı ve baskıya karşı çıkma hakkı talep edilirken, 1789 bildirgesindeki olumsuz olarak yer alan “özgürlük” kavramı de Gouges tarafından olumlu olarak değiştirilmiştir. Özgürlük, başka birine zarar vermeyen her şeyi yapabilmekte düğümlenmektedir. Madde IV’de “özgürlük ve adalet”; ait olan şeyin iade edilmesi, anlamına gelmektedir.
Eşit hakların ve eşit görevlerin karşılanması gerekliliği de Gouges’un esas görüşü olmuştur. Bu nedenle de Gouges’un bildirgesinin en önemli ve bilinen sözü ortaya çıkmıştır: “Kadın darağacına çıkma hakkına sahip olduğu ölçüde konuşmacı kürsüsüne çıkma hakkına da sahiptir.”
Kadın ve Kadın Yurttaş Hakları Bildirgesi’nin tarihi önemi de kadın ve erkekleri yücelten genel bir istek olan, ilk evrensel insan hakları bildirgesi olmasından kaynaklanmıştır. İçinde var olan toplumsal düzen ile aydınlanmanın kritik tartışması da yansıtılmıştır.
Tarihsel etki olarak da edebiyatta farklı yerler almıştır. Bir taraftan 1791 bildirgesinin sadece beş örnekle yayınlandığı ve siyasi olarak tamamen göz ardı edildiği işaret edilirken, diğer taraftan da bu bildirge tüm Fransa’da ve yurtdışında da heyecan uyandırdığı anlamına gelmiştir. Gouges’un bildirgesi bugün tarihi dokümanların çoğunda ve listelemelerde eksik olarak görülmüştür. 1972’de Fransız ulusal kütüphanesinde fark edilmeden duran metin Hannelore Schröder tarafından tekrar bulunmuş ve 1977 yılında da Almanca olarak yayımlanmıştır.Not: Wikipdia 'da detaylı tarihçe
Etiketler:
dünya kadın hakları günü,
kadın,
kadın hakları günü,
önemli günler
20 Kas 2011
Suçlusun Kabullen
‘Fatmagül’ün Suçu Ne?’ dizisini seyrederken Fatmagül’ün bir repliği kafama takıldı: ‘Eğer Mustafa bana arkasını dönmeseydi kendimi suçlu hissederek yaşayacaktım’
Bıkıp usanmadan ülkemiz vatandaşlarının tamamına tek tek sorsak ; ‘kızınıza/ ananıza/ kız kardeşinize/ eşinize/ sevdiğinize tecavüz edilse ne yapardınız?’ diye, eminim hemen hepsi tecavüzcüyü öldürmeyi isteyecektir.
Yani ‘tecavüz’ yanlış olarak kabul edilen bir olgunun tanımı.
Cezaevlerindeki ‘kötü’ adamların bile tecavüzcülere kötü davrandığı efsanedir. Yani tecavüzcü kötüden daha kötü diye tanımlanıyor.
Buna rağmen, erkekler kendi eşlerine bile sayısız kez tecavüz edebiliyorlar. Aile içi tecavüz ve tacizler örtbas edilebiliyor.
19 Kas 2011
Bebek Doğdu 'Müjde!'
| by: serenay |
Bir avaz dünyaya gelen bebek neden avazladığını asla hatırlamaz kimsenin de umrunda değildir, seviçten midir.. üzüntüden midir.. sadece ilk nefesi alma refleksinden midir..
Bekleyenler için doğum, beklentilerin, hayallerin gerçekleştiğini bildiren 'müjde' olarak algılanır da...
Gerçekten de bir bebek doğumu her zaman 'müjde' midir? Hep bayram havası mı yaşatır??
Eğer öyle ise...
Bebek doğurduğu için öldürülen kadınlar ...
Bebeğini gizlice doğurup,bir yere atarak ölüme terk eden kadınlar...
Bebeği doğar doğmaz ailesi tarafından elinden alınıp başkalarına verilen kadınlar...
Bebeğini doğurup kendi kararı ile başkalarının eline teslim eden kadınlar..
Bebeğini doğurup kendi eliyle öldüren kadınlar..
Bebeğinin sorumluluğunu taşıyamadığı için kendine ve bebeğine hayatı zindan eden ve her fırsatta 'seni dogurmasaydım keşki' diyen kadınlar...
Hiç de az sayıda olmayan bu kadınlar neden var????
Daha önemlisi sokağa atılan, ölüme terk edilen bebekler niye var????
Evrensel 'doğru' olarak kabul edilmiş olan 'bir bebeğin dünyaya sağlıklı olarak gelmesi bir mutluluk kaynağıdır' kavramı ile çelişen diğer dayatılmış kavramlar nedeniyle değil mi?
Erkekler.. yani dedeler...yani babalar.. yani ağbiler.. yani kardeşler.. yani amcalar.. yani dayılar...
Nikahlı eşden bir bebeğinin olacağı haberi, özellikle de erkek bebek beklentisi, maddi ve manevi açıdan hazırlıklı olmasa bile, için için olmamasını dilemiş olsa bile, tüm diğer kaygılardan arındırarak mutlu kılarken..
Nikahı altında olmayan bir kadından bir bebeği olma ihtimali ile çileden çıkmaya hazır değil midir? Hele de bir başka kadın ile resmen evli ise..
Eğer bebeğin doğumunu engellemeyi başaramamışsa, en ufak bir vicdan azabı duymadan bebeğini red edip arkasını dönüp giden yine bu erkekler.. yani dedeler...yani babalar.. yani ağbiler.. yani kardeşler.. yani amcalar.. yani dayılar... değil midir???
Hayatının sonuna kadar o bebeğin varlığını bile hatırlamadan, vicdan azabı çekmeden yaşayan yine bu erkekler.. yani dedeler...yani babalar.. yani ağbiler.. yani kardeşler.. yani amcalar.. yani dayılar.. değil midir?
Bu bebeğin doğmasından, kadını tek başına suçlu ilan edip, kadına olan öfkesinin karşılığında bebeği red eden yine bu erkekler.. yani dedeler...yani babalar.. yani ağbiler.. yani kardeşler.. yani amcalar.. yani dayılar... değil midir???
Kendi kanından olmadığı için evlatlık almayı asla düşünmeyen ama kendi kanından olan evladını terk eden yine bu erkek değil mi? Sonra da hiç bir şey olmamış gibi hayatına 'iyi insan' olarak devam eden yine bu erkek değil mi? yani dedeler...yani babalar.. yani ağbiler.. yani kardeşler.. yani amcalar.. yani dayılar ???
Ya kadınlarımız.. yani ninelerimiz, yani analarımız, yani bacılarımız, yani teyzelerimiz, yani halalarımız...?
Hangisi dönüp de bu bebekle ilgileniyor? hangisi bu bebeğin masumiyetini düşünüyor? hangisi bu bebeğin mesuliyetini paylaşıyor? hangisi 'elinin kiri değil yıkayıp atamazsın, bu senin mesuliyetindir' diyor otoritesini kullanabildiği erkeğe?
Hangisi ' kızım, eğer ortada bir yanlış varsa, iki kişinin yanlışıdır bu, tek başına kalacak bir suçun yok' diyor kadına? heryerde çocuklara karşı 'anne' hassasiyeti gösteren, çocuklarının üzerine titreyen hangi kadın bu bebeği diğer çocuklarla eşit tutuyor? hangisi 'piç' denildiğinde koruyor? hangisi 'piç' demeden duruyor?
Erkeğin geride bıraktığı kadın ve bebeği..
Ailelerin, toplumların dışarıda bıraktığı o kadın ve bebeği.. geçmişlerinden kaçarak, hayatlarının bu sırrını hep saklamaya çalışarak var olmaya çalışırlarken, duygularının nasıl yorulduğunu kim düşünüyor..???
Kim oldukları, nasıl insanlar olduklarına kim önem veriyor???..
Neden alınlarına bir kez vuruldu muydu o damga, hep 'kötü' olandır onlar.. ???
Neden hiç bir şeyden habersiz doğmuş olan o bebek adeta topluma zarar verenmiş gibi 'piç' damgasını ne yapsa silemiyor???..
Neden, evlilik içinde doğan bebeklerinin müjdesini kurbanlar kesilerek, mevlütler yapılarak, şampanyalar açılarak kutlayanlar;
| by:serenay |
Kimi kızlarımızın ise, nikahı da var.. ailenin tamamı bebek istiyor.. kızımız hamile kalıyor.. bayram havası esiyor.. isim bulmak için yarışılıyor.. çarşıda ne bulunsa eve taşınıyor.. ama kızımız gerçekten 'anne' olmaya hazır mı? bunu kendisi bile kendisine sormayı ekıl etmemiş.. evlendiyse bir bebek dünyaya getirmek gerekiyor.. ötesini düşünmeye gerek yok elbette.. Ama hazır değil aslında kızımız.. bebeğin sorumluluğuna.. ama daha hamilelik evresinde, ama daha sonraki uykusuz gecelerde.. veya bebeğin sorumluluğu ile özgürlüğünün sınırlandığının kafasına dank etmesiyle... her geçen gün üzerine ağırlaşarak binen yük olmaya başlıyor bebeği.. kurtuluş yolları belli.. fazla bir seçenek yok.. cesaret ister bu toplum yapısında bebeğini terk edip gitmek.. cesaret ister 'ben bebeğimin sorumluluğunu taşıyamıyorum, ağır geliyor' diyebilmek.. cinnet ister herkesi karşısına alacağını bilerek bebeğinin canına kıymak... en kolayı, bebeğine tapıyormuş gibi davranıp öfkeni bebeğinden çıkartmaktır.. nasılsa onun sana karşı durabilmesi olanaksız.. çok daha kolay olur parayla tutulan bakıcılara sorumluluğunu devir edip bebeğinin tanımadan, aynı mekanda kilometreler ötesinden bebeğinin büyütülmesini seyretmek.. kocan zenginse eğer boşanırken de kozdur bebeğin senin yanında kalması..
Kimi kızlarımız ise inanıyor o güzel sözlerle gönlünü hoş eden yar'ine... bir gün hamile olduğunda neden terk edilmiş buluveriyor bebeğiyle kendisini.. sığınacak bir kucak yok.. korkuları var.. yaşanmış örnekler var korkularını artıracak.. saklıyor her şeyini herkesten..zaten kim onun gerçekten farkında ki..kendi başına doğumunu yapıyor ve bebek canlı kalmışsa, kendi elleriyle bırakıveriyor bir köşe başına.. aklınca birnin bulup bakacağı..
Kimi kızlarımız.. örneklerinin sonu gelmesi olası değil...
Ama bütün insanların ortak bir noktası var.. kadın veya erkek.. hepsinin toplumun dayattığı kavramlardan korkuları o kadar büyük ki.. inançlarındaki günah kavramını bile unutuveriyorlar bu kavramlar karşısında.. Toplumun dayatmalarına uymadığında anında cezalandırılıyorsun.. günahların bedelini ise ölümden sonra ödüyorsun..
Belki de öteki dünya yoktur...Belki... 'Belki' diyorsun değil mi?
Şimdi ben de bir doğum yapıyorum.. izinsiz, tecrübesiz bir adım atıyorum blog hayatına.. kimseler bilmedi uzun süredir sakladığım hamileliğimi.. bugün bu gönderi ile doğurdum.. ne kocam var, ne babam, ne dayım, ne amcam, ne anam, ne bacım, ne teyzem, ne halam, ne dedem, ne de ninem yanı başımda... tek başıma sessiz sedasız doğurdum.. sığındım yeni bir mahalleye.. sanal bir dünyaya..
Bilmiyorum beni burada çocuğumla kabul edecekler mi? Yoksa buradan da kaçmak zorunda mı kalacağım..? Belki destek bulacağım? belki de köstek bulacağım? Belki ikisini de? belki ben buraya alışamayacağım ? Belki de herşeye rağmen burada büyüteceğim çocuğumu.. Bilemiyorum.. bebek doğdu ama.. Müjde mi, değil mi?
Sizden tek bir ricam var.. hemen öldürmeyip, bir şans verin çocuğuma.. dolayısıyla da bana...
Teşekkürler...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




