15 Oca 2012

bıçağın ağzı kadar keskin, sırtı kadar ince midir durduğun yer?





Benim yetiştiğim yerde, benim ailemin kültüründe ben doğduğum andan itibaren koca evine gönderilecek bir varlığım.
Benim yetiştiğim yerde, benim ailemin kültüründe cinsellik tabu'dur konuşulmaz, öğretilmez.
Benim yetiştiğim yerde, benim ailemin kültüründe, benim ne zaman ve kiminle evleneceğim bana asla sorulmaz. Büyüklerim karar verirler 1 yaşımdayken de evlendirebilirler ,sonra kocam karar verir benimle ne zaman cinsel ilişkiye gireceğine,benim itiraz etme hakkım olmadan.
Benim yetiştiğim yerde, benim ailemin kültüründe ben evlendiğim andan sonra kocama mutlak itaat ederim. 
Benim yetiştiğim yerde, benim ailemin kültüründe itaatsizlik yaptığımda cezam ölümdür.
Ben her yerdeyim..18 yaşın altındayım..Ben bir çocuğum.



Dr. Ahmad Al-Mub'i
Suudi Arabistan Evlendirme Memuru;
Talep olması halinde1 yaşındaki kızlara nikah kıyabileceklerini söylüyor. 'Nikah kıymak başka cinsellik başka, nikah 1 yaşında da 3 yaşında da kıyılabilir, kocası kız cinselliğe ne zaman hazırsa o zaman cinsel ilişkiye girer o zaman kadar korur' diyor ve devam ediyor ' cinsellik yaşı yörelere göre değişir bazı yerlerde 7 bazı yerlerde 9 bazı yerlerde 13 olabilir..' gibilerine devam ediyor. Yani yetişkin koca buna karar veriyor. Üstelik de bunu peygamberimiz Hz. Muhammed 'in izinde gittikleri için yaptıklarını iddia ediyor. İzleyin..


Fas'ta Çocuk Gelin nedenlerini kendi açılarından anlatıyorlar...  Fakirlik başlıca gerekçeleri..
Gerekçe arayınca her zaman var...






Benim yetiştiğim yerde, ailemin kültüründe çocuk hakları var..
Benim yetiştiğim yerde, ailemin kültüründe çocuklara özgürlükler var o yüzden cinsellik eğitimini en baştan alıyoruz.. ben 11 yaşında cinsel ilişkiye girmeye başlıyorum.. arkadaşlarım da yaptığı için, hoşuma gittiği için..falanca  şarkıcı da yaptığı için.. erkek arkadaşlarım elbette oluyor..ailem de tanışıyor.. gezip dolaşmakta özgürüm..
Benim yetiştiğim yerde, benim ailemin kültüründe, büyüklerimden şiddet görürsem devlet onları cezalandırır..komşunun tek telefonu bile yeter..
Benim yetiştiğim yerde, ailemin kültüründe,ben kabul etmedikçe kocamın beni ezmesine izin verilmez, devlet her desteği verir. Kocamdan ayrılırsam  bana ev ve maddi destek de verir, hele şiddet görmüşsem. babsız çocuğum için devlet bakım parası öder..
Benim yetiştiğim yerde, ailemin kültüründe, beni rahat ettirmek için her fedakarlığı yaparlar..Yasakların beni kötü yola düşüreceğine inandıklarından yasak koymaz her şeyi anlatırlar.. Sıkıldığımda pedagoglara taşırlar..
Ben değişik bir şeyler istiyorum.. ünlüler gibi farklı bir şeyler yapmak istiyorum. Mesela oynamak için / erkek arkadaşımı kendime bağlamak için / değişiklik olsun diye bebeğim olsun istiyorum..
Ben her yerdeyim, ben 18 yaş altındayım.Ben bir çocuğum.



       


       


Bu video serisinde ABD li çocukların hepsinin cinsel tecrübeleri var ve tamamen çocukça gerekçelerle, bir kısmı bebeği olsun istiyor, bir kısmı  ise zaten anne olmuş, bir kısmı ise kürtaj olmuş, düşük yapmış..izleyin..






Şimdi bir bakalım;
Bir yanda, çocuk kızların nefes alamadığı, çoğu yerde yasalarla bile esaretlerinin onaylandığı bir yaşam..hiç birimizin vicdanı el vermiyor ki minicik bebekler böyle evlendirilsin, cinselliği bilmeden tacizlere uğrasın, bebek sahibi olsun..bu kaderi kırmak istiyoruz çaba harcıyoruz.

Öteki tarafta, medeni olduğu iddia edilen bir dünyada, ailelerin ve devletlerin çocuklar için yapabildikleri her şeyi sundukları bir yaşam..yedikleri önlerinde yemedikleri çıkınlarında.. Ama anne - baba çok meşgul, çocukların peşinde koşabilecekleri hedefler yok, idealler yok..aşırı refah ve özgürlük var, internet var her kese- her bilgiye ulaşabildiği..yeni arayışlara taşıyor..sonuç..uyuşturucu, cinsellik ve çocuk hamile olgusunda patlama.. 

Burada ABD örneğini verdim,  videosunu bulduğundan..ama tüm Avrupa, İskandinav ülkeleri..Rusya ve Avustralya gibi ülkelerin, son 12-14 yıllık süreçte, en büyük sorunlarından birisi : hamile kalan çocuklar ....annelerini terk edip yalnız bırakan babalarına benzememek adına veya sadece sorumluluk hissiyle, küçük annenin yanında durup da baba olmaya çalışan küçük erkek çocuklar  da cabası..

Bu yüzden aile ilişkilerini geliştirme projeleri gündeme getirildi ve uygulanmaya başladı ama durdurulabiliyor mu? Sonuçlar hızlı alınabiliyor mu? Kesinlikle hayır..bir kültürü değiştirmek süreç ister.

Şimdi bu çerçevelere baktığımızda, iki medeniyet arasındaki köprü olan ülkemizde biz nerede duruyoruz? Bunu bilen var mı?  
Biz nereye doğru gidiyoruz? Çocuklarımızı nereye doğru yönlendiriyoruz? 

Çocuk gelinlerin bizim gerçeğimiz olduğunu biliyoruz, görüyoruz. Buna rağmen halen doğru dürüst konuşamıyoruz ..

Hani biz 'aydın' diye tanımlananların çocuklarının durumu nedir?
Çocuklarımızı yönlendirmelerimizi doğru mu yapıyoruz? 
Sadece bizim verdiklerimizle çocuklarımızı yönlendirmemiz olası mı?  
Onlar üzerinde etkin başka yönlendirmeler yok mu?
 'boy friend' denilen arkadaşlıklarını yönlendirebiliyor muyuz?
Onlara tanıdığımız olanak ve özgürlüğün sınırları ne olmalı biliyor muyuz?  

Bir kaç yıl sonra TV lerimizde yukarıdaki örnekte olan programlardan biz de seyretmeye başlayacak mıyız? Çocuklarımızı 'ben de bebek istiyorum' veya 'hamileyim' veya ' 3 düşük 2 doğum yaptım' diye anlatırken mi izleyeceğiz.. Hem çocuklarımızı hem torunlarımızı kardeş gibi mi elimizde büyüteceğiz?

Yoksa bazı ortadoğu ülkelerinde olduğu gibi çocuk gelinleri normal mi görmeye başlayacağız? Kendi ellerimizle mi evlendireceğiz???

Bizde böyle bir şey olmaz diyebilir miyiz? 

Yoksa, geleneksel alışkanlığımız olduğu üzere, deve kuşu gibi başımızı gömüp de burnumuza dikilene kadar,  'benim başıma gelmez'  deyip, 'başka çocuklardan da bana ne' mi diyoruz? 
Akranlarla başlayan tecrübeler, büyüklerle olan tecrübelere doğru kaydığında bundan büyük mutluluk duyup atlayacak yetişkinlerimizin olduğunu da bildiğimiz bir ülkede..
Bebek çağda, kendi isteğiyle veya istemi dışında, nikahlı veya nikahsız, hamile kalan çocuklarımızın hayatlarını nasıl toparlayacağız?

Duruşumuzu merak ediyorum çünkü hiç konuşmuyoruz bunları....

Münferiden gazetelere çıkan haberleri okuyunca tek tük 'ahlaksızlık' gibi görüp unutmak gerçekleri yok etmeye yetiyor mu? Yok mu bizim ülkemizin bu sorunları?





7 yorum:

  1. günaydın...

    yazıda vermiş olduğun iki farklı yaşamları yakinen görüp, inceleme şansım olduğu için hiç şaşırmadım.
    Doğuda yaşananlar hiç değişmeyecek, çünkü orada kanunlar, aşiret liderinin iki dudağının arasından çıkacak olan kararlara bağlıdır.
    Haa! olur ya, çocuk okumaya çıkmıştır uzak illere, ama yine kurtulamaz o örümcek ağlarından.

    Avrupa ve ABD de durum hepten farklı;özgürleşme adı altında aileler yok oluyor.
    İtalya da evlilik oranları düşmüş durumda; gençler evlilik değil, birlikte yaşamayı tercih ediyor.
    Almanya da da durum aynı.
    ABD de çocuklara hiçbir şekilde kızamıyor ve müdahele edemiyorsun.
    18 yaş sınırı vardı, o da unutulmuş durumda.

    Çerçevedeki iki farklı resme bakınca, çocuklar aynı çocuk, kültürler farklı, ama yok olan, harcanan yine o çocuklar!
    bu konuda o kadar çok ayrıntı var ki, hangi birini yazıyım?
    yukarıdaki örnekler bana çok uzak, ama yakın da olabilir!

    YanıtlaSil
  2. detaylar, ayrıntılar..derken olan çocuklarımıza oluyor.. yaşamın anlamını keyfini kavramadan sırtlarında yükle yola çıkan çocuklar ve onların yetiştirdiği çocuklar..
    uç örnk dediklerimiz senin de dediğin gibi çok yakın olabiliyor..

    YanıtlaSil
  3. Benim yetiştiğim yerlerde en değerli şeydi çocuk. İnci tanesi gibi korurlardı bizi. Ağzımızdan çıkan iki edilmezdi, çocuk ağlatılmaz üzülmezdi.

    Aynı ülkenin farklı coğrafyasında durum tam tersi , başka ülkeye bakmaya gerek bile yok..

    İsyan edeceksen önce bundan başlayalım milletçe bence ..

    YanıtlaSil
  4. zaten burası için benim isyanım.. kabul etmek istemediklerimizi veya üstünü örterek kaçabileceğimizi sandığımız olgular birike birike yaşam biçimi olup çıkıyor süreç içerisinde..

    YanıtlaSil
  5. nasıl acı gerçekler, nasıl da aynı havayı soluyan binbir çocuğun hikayesi... ortası hiç mi bulunamaz ki...

    YanıtlaSil
  6. elbette ortası var ama o ortadakiler baskın olana doğru daralıyor süreç içerisinde.. bizim coğrafyamızda da hm uçlar hem ortası var şu anda..uyarı nedenim de bu..ortayı genişletmek uçlara kaymak yerine..

    YanıtlaSil
  7. mükemmel bir sosyal içerikli post bu..

    çok basit çaresi,
    ama algı- gelenek- sabit fikir- alışkanlık- dededen toruna geçen ananeler derken...
    değişmez kılıyor bunların hepsini.

    yüzyıllara sığan bir acı !
    ayıp
    ve kabuledilemezlik
    :((((((

    YanıtlaSil

Bunlar da ilginizi çekebilir...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...