3 Ara 2011

Ah bir Bağışlayabilsem....


‘beni bile isteye ve bilmeden istemeden üzenleri gönülden bağışlıyorum ve verdiğim üzüntüler için kendimi bağışlıyorum’
Bunu gerçekleştirebildiğim anda ruhumun özgürlüğüne kavuşacağını bilmeme rağmen söylemesi kadar kolay değil uygulaması…
Okulda saçımı çeken çocuğu, bana zayıf veren öğretmenimi, en iyi arkadaşım olduğunu sandığım Ayşe’nin bana ihanetini, günlüğümü çalıp okuyan erkek kardeşimi çoktan bağışladım hatta bugün gülerek anıyorum bunları ve benzeri üzüntülerimi..
Çoktan bağışladım bir çok üzüntünün sebeplerini, içim burkularak anımsasam bile..
Ama ne yaparsam yapayım bağışlayamıyorum bazılarını…
Bana hep baba yarısı olarak tanıtılan amcamın tecavüzünü..
‘Konuşursan baban katil olur’ diye şartlandıran gelmiş geçmiş tüm öğretileri ve buna dayanarak baba yarısı amcamın beni tehdit edişine bu öğretiler yüzünden yenik düşüşümü..
Artık ‘kirlenmiş’ olduğuma inandıran öğretileri..
Yıllarca özlemle beklediğim yarime artık layık olamayacağıma inandıran öğretileri..
Güvenip de bu sırrımı paylaştığımın yemeyip içmeyip aileme sırrımı anlatmasını..
Nasıl bağışlarım??
Hele hele…
Ailemin, baba yarısı koca adam böyle bir şey asla yapmaz inançlarını..
Beni dışlamalarını,
Beni sırf sokağa atmadıklarından anne ve babamın dışlanmasını..
Anne ve babamın bu dışlanmadan beni sorumlu tutmasını..
Erkek kardeşimin benim yüzümden dışlandığını öne sürerek beni sürekli sömürmesini…
Babamın halen kardeşi ile görüşmesini ....
Ailesine benim gibi bir kızı olduğu için kendini af ettirmeye çalışmasını..
Annemin babamın kardeşine halen hizmet etmesini,
Kardeşimin bayramlarda seyranlarda, bir kez dahi beni arama gereği duymazken, babamın kardeşinin elini öpmeyi hiç ihmal etmemesini…
O her toplulukta rahatlıkla dolaşırken, benim dışlanmamı…
Küçücük yaşımda evlenmeyi aklımdan bile geçirmeyeceğim bir asalakla sırf bu ortamdan uzaklaşmak için evlenmemi,
Evlendiğim asalağın her türlü kötü alışkanlıklarının ötesinde, bir de geçmişinde katil olduğunun ortaya çıkmasına rağmen boşanmama tepki gösterilmesini,
Kendimle bile paylaşmaya korktuğum anıların çocuklarımın karşısına çarpıtılarak çıkartılmasını..
Çocuklarımın gözünde bile kötü olmaya başlamamı…
Bütün bunlara ‘dur’ diyecek cesaretimin olmamasını…
Hayatımın, sevdiklerimin elimden kayarak gitmesini sadece seyretmemi…
Nasıl bağışlayabilirim??? Nasıl özgür olabilirim…??!!
Bunu hiç bilemedim işte…

4 yorum:

  1. OY. Yalnız yazının bu akıbetlere yuvarlanacağını tahmin etmemiştim.
    Aklıma 'Mutluluk' filmini getirdi bu yazın nedense. İzledin mi bilmem. İzlemediysen izle ama. Özgü Namal oynuyor. Tecavüze uğrayan karakterimiz. Hüzünlü, oyunculukları başarılı olan, iyi bir film. Neyse. Güzel yazı efenimm, ilk yazılarda da kaliteyi elden bırakmamışsınız. ehehe.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. teşekkürler.. hayır seyretmedim.. söylediğin iyi oldu. Özgü Namal'ı çok beğeniyorum. Mutluluk Zülfü 'nün kitabındandı yanılmıyorsam değil mi?

      Sil
    2. Tam üstüne tıklattın. Fakat kitabı okumadım ben. Film güzelse kitap kat be kat fazlasıdır elbeeet ama. ehehe.

      Sil
    3. bence de seyredeceğim filmi bu hafta içinde sana yorumumu yazarım..teşekkürler...

      Sil

Bunlar da ilginizi çekebilir...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...